Anasayfa Sizden Gelenler Yeniden Evlenmek mi? Ne Zaman?

Yeniden Evlenmek mi? Ne Zaman?

Yazar: Ayşe Türkmen

Boşanma bitiyor bir süre sonra. Evlilik gibi, boşanma süreci gibi boşanma psikolojisi de mazideki yerini alıyor. Unutuyorsunuz. Evli miydiniz? Boşandınız mı?

Anılar ve nefretler unutulup acılar kabuk bağlayınca çocuğunuzla yeni bir hayata yelken açıyorsunuz.

Kâbusların yerini daha sakin rüyalar alıyor önce. Sonra düşler başlıyor. Yeniden hayal kurabildiğinizi görüyorsunuz. Nefes aldığınızı. Yeniden siz olduğunuzu. Tıpkı eskisi gibi. Anne ya da baba olmadan o ilk tecrübeyi yaşamadan önceki gibi.

Toplumda örseleniyor, karşı cinsten nefret ediyorsunuz zaman zaman ama hayat devam ediyor.

Yeri geliyor üşüyen elleri sadece siz ısıtmak istemiyorsunuz; minik elleri sizinkilerle birlikte bir başkası ısıtsın… Zile bastığınızda kapıyı biri açsın… Pazar kahvaltıları daha mutlu geçsin…

Yapmak zorunda olduğunuz bazı asli görevlerinizden azlinizi istiyorsunuz. Kestaneyi, mangalı bir başkası yapsın. Siz sadece salata yapmanın, kuzunuzla sofrayı hazırlamanın tadını çıkartın.

Alışverişte tek konuştuğunuz artık kuzunuz olsun istemiyorsunuz. Tabi ki onun fikirleri daima önemli. Ama işte anladınız biri yardım etsin, hayatı sizinle omuzlasın istiyorsunuz.

Bunları biz ilk tercihlerinde yolu yarım bırakan, yalnız kalan anneler hak etmedik mi? Ya da çocuklarımız anneli, babalı bir ortamda büyümeyi, bir aile olmayı hak etmiyorlar mı?

Bu sorular ah bu sorular. Kestane, mısır ve mangalı, iyi bir tiyatro ya da sinema sonrası akla takılan karmaşık soruların cevaplarını kim verecek. Ya bağırırsa, ya kızarsa yavruma; ya yeniden mutsuz olursam; bir mutsuzluğu daha ne ben ne ailem kaldıramaz düşüncesi.

İnanın bu düşünceler hiç bitmez. Bitmiyor da. Kendinizi çok irdelediğiniz hiçbir olayda hazır hissedemezsiniz. Hissedemiyorum da.

Siz olumlu düşünün olumlu bakın hayata yeter. Ben artık olumlu bakmak gerektiğine karar verdim.

Siz karşınızdaki insana kadın ya da erkek hiç fark etmez kurulu bir düzen, bir evlat kısaca bir aile veriyorsunuz.

Düşünün kim buna hayır diyebilir ki…

Tabi eski tecrübelerimizin ışığında haklısınız en büyük dileğimiz hep aynı olmalı Allah iyilerle karşılaştırsın.

BU YAZILARA DA GÖZ ATABİLİRSİNİZ

12 Yorumlar

NEROS 29 Ocak 2011 - 11:54

Ayşe Hanımcığım,sizi ve yazılarınızı özlemiştik.Nihayet tekrar bizlere dönebildiniz.Teşekkürler.
Yazınızı keyifle okudum.Ben yazınızdaki kadınlardan biriyim.Ama tekrar evlenmek mi tövbeler olsun diyenlerdenim.NEDEN?
1.Benim çocuklarım yetişkin,yeni bir babaya ihtiyaçları yok.Onlar baba ve anne olacak yaşlardalar.
2.Ekonomik özgürlüğüm var kendi ayaklarım üzerinde durabiliyorum.
3.Kestaneyi,mısırı veya mangalı 33 yıllık hayatımda zaten ben ya-pıyordum,devam edebilirim,
4.33 yıl kendi kendimi kandırmışım,evi çekip çeviren ben olmuşum ve elin oğluna da hak etmediği bir taç ve bir taht verip’SİNEK KADAR KOCAM OLSUN BAŞIMDA BULUNSUN’demişim ama o sineğin boku bile değilmiş.
5.Bu yaştan sonra ikinci bir eloğlunun ayak kokusunu,ağız kokusunu veya ossuruk kokusunu çekmek yerine BEN olarak hayatımı idame ettirmek istiyoru.Bu güne kadar BİZ olarak yaşadım,DEĞMEZMİŞ.İkinci bir koca mı? yooooo ben almayayım.
Ama yaşı genç,çocuğu küçük veya herhangi bir sebeple olursa olsun evlenmek isteyenleri de destekler, yüreklendiririm.
TEKRAR EVLENMEK İSTEYENLERE DE HADİ RASTGELE DİYORUM. Sevgiyle kalın.Yazılarınızdan bizleri mahrum bırakmayın.

Cevapla
admin 11 Temmuz 2011 - 18:18

Eyvah Boşanıyorum Web Sitesi Forum sayfamız açıldı. Üye olmak, avukat ya da psikolog olarak uzman üye olmak ve paylaşımlarda bulunmak için lütfen üye olunuz. Ayrıca uzman üye (psikolog ve avukat) ve moderatör olmak isteyenler beyhanbudak@gmail.com adresine e-posta atabilirler. https://www.eyvahbosaniyorum.com/forum

Cevapla
Ayşe Türkmen 30 Ocak 2011 - 19:28

Neroş Hanım merhaba
beni yazarlığa dair ne güzel yüreklendirmişsiniz. Teşekkür ederim.

Ama kendiniz için söylediklerinize katılamıyorum. Hayatın yükünü çeken kadınlar hayatın farkında olan kadınlardır ve malı sarrafı anlar. O sebeple kıymetınizi bilmeyen biri için böylesine bir mücevheri hayata kapaymamalısınız.
Evlatlarınıza Allah ömür ve mutluluk versin. Onlar yuvadan uçup gidince elinizi-yüreğinizi ısıtacak geçmişte yaptığınız fedakarlıklara ödülmüşçesine sevip sevilebileceğiniz bir hayat arkadaşıyla hayatınızın kalanını geçmişin kötü izlerinden uzak sevdiklerinizle mutlu geçirmenizi temenni ediyorum. Şimdi bana kızıyorsunuz belki ama benim çok sevdiğim emekli öğretmen bir teyzem bana sizin gibi düşündüğüm bir dönem şöyle demişti”-kızım kendini kapatma elde ne iyiler var” ve söyleyim teyzemin dedikleri genelde çıkar

Cevapla
UMİT 01 Şubat 2011 - 15:18

Ayşe hanım güzel yazılarınızı okudum sadece bu yazılarınızı değil tümünü,tüm yazılarınızda eski eşinizden ve en azından topuk sesinden tahrik olan erkeklerden kötü olarak bahsediyorsunuz.Doğrudur ülkemizin erkeklerinin yüzde 99aç( reklamın iyisi veya kötüsüde olmaz ) ondan bahsetmeniz bile sizi huzursuz ediyor. Neden huzursuz olmanıza kendiniz sebep olasınız.Hayat devam ediyor hayat devam ederken iyi veya kötü olaylarla,kişilerle tabiki karsılasacağız. Mühüm olan kötüleri ayıklayıp onlarla ilişkilerimizi uzak tutup iyilerle beraber güzel bir hayata devam etmektir.Kızınızın ayın belli günlerinde baba ya gitmesi sizi neden üzüyorki o süre zarfında babanın yanında siz bulunmuyorsunuz ki kendinizi sıkıyorsunuz neticede belki de kızınız bu süre zarfında belkide mutlu oluyor,onun ne yasadığını bilebiliyormusunuz bu günleri kendinize sıkıntılı ğünler deyip hafızanıza kazımayın.Unutmayın ki 100 kişinin 100 ü de kötü olmaz en az da olsa 1 i belkide birkacı iyi dir mühüm olan biz gecmişi unutum geleceğimize yanımızdakilerle dim dik ayakta durarak devam etmektir yaşamak.UNUTMAYALIM BİRİNİ YÜREĞİMİZDEN CIKARTIRKEN, ZİHNİMİZDENDE CIKARTMAK ÖNEMLİDİR.

Cevapla
umit 27 Nisan 2011 - 22:12

Yazınıza bir gazete den okuduğum makale yazısıyla katılayım….Aile ve Sosyal Araştırmalar Genel Müdürlüğü’nce yapılan “Boşanmanın Nedenleri” konulu araştırmanın sonuçlarını geçen hafta içinde hem bizim gazetede hem de diğer yayın organlarında okumuşsunuzdur mutlaka. Araştırmanın en ilginç sonucu şu: Boşananların büyük bölümü tanıştırılarak veya flört ederek evlenmiş. Yani evlenmelerinde birinci neden aşk. Ama aşk evliliğin yürümesi için yeterli olamamış ne yazık ki… Evliliğin en temel nedeni aşk olmalı. Bu konuda hiçbir şüphem yok. Ama evlilik aşktan öte bazı şeyler ister. Çünkü çok uzun solukludur. Bu yüzden başta duyulan heyecanlar zamanla yerini başka şeylere bırakır. Mesela alışkanlığa… Bunu olgunca kabul edenler için sorun yok. Onlar, aşktan sevgiye yumuşak bir geçiş yaparak evliliklerinin bu çerçevede daha uzun yıllar sürdürebilirler. Ama ya kabul edemeyenler…

***

Eşlerden biri ya da her ikisi bu olgunluğa erişememişse, kendini eğitememişse ve evliliğin yanı sıra başka hiçbir uğraşı yoksa o zaman aşktan sevgiye geçişi bir türlü kabullenemeyecektir.

Evlilik derinden sarsılacaktır. Zaten bu araştırma boşanmaların neredeyse yarısının aşkların parlayıp söndüğü bu ilk 5 yıl içinde olduğunu da ortaya koydu. Aşk, bir boyutuyla aşık olan insanın temel ruhsal ve duygusal gereksinimlerini sevgilisinde doyurması demektir.
Evlilik süresince, çoğu zaman farkında bile olunmadan, bu duygusal gereksinimler değişir. İşte eşlerden birinin bu değişimi anlamaması duyarsız ve tepkisiz kalması, bir boşluk duygusunun doğmasına yol açacaktır. Ruhsal gereksinimleri artık karşılanmayan eş, kendisinin bir yerde eşinin ise başka bir yerde olduğunu düşünür.
Bazı çiftler, bir gün şaşılacak bir biçimde aralarında konuşacak hiçbir şey kalmadığını farkederler. Diğer dostlarıyla konuşmaktan zevk aldıkları konuları eşlerine açmak, onlarla tartışmak gelmez içlerinden. Bu, başlangıçtaki heyecanın sağlam bir arkadaşlıkla desteklenmemiş olduğunun göstergesidir.

***

Çocuğun evlilikler için kurtarıcı olma fikri bana göre yanlış. Araştırmaya göre, boşanan çiftlerin yüzde 63’ü çocuk sahibi. Ayrıca boşanma sebepleri arasında çocuğun bakımı konusundaki anlaşmazlıklar da önemli yer tutuyor. Tüm bunlara rağmen, boşanmayı engelleyen en önemli faktör de yine çocuk. Çocuk, mutluluk verebileceği gibi evlilik içindeki sorunları artırabilir de…
Çocuk doğana kadar serbest, kaygısız bir yaşam sürmüş olan çiftler, birdenbire ağır bir sorumluluğu yüklenince derin sıkıntı duyabilir, hatta ruhsal çöküntü içine girebilirler. Kendilerini hapsedilmiş, sınırlanmış hissedebilir, bu ağır sorumluluktan kurtulmak için evden uzaklaşmak isteyebilirler. Çocukla birlikte gelen bir başka sorun da özellikle kadında yaşanan cinsel isteksizliktir. Kadının kendini çocuğuna adaması, eşini ihmal etmesi, evde aradığı ilgiyi bulamayan erkeğin gözünü dışarı dikmesi anlamına gelir. Bu da kaçınılmaz bir sonuç doğurur: Aldatmak…

***

Bencillik ve hoşgörüsüzlük de boşanmanın en büyük nedenlerindendir. Eşlerden birinin diğerini ihmal ederek kendi başına ya da arkadaşlarıyla eğlenmesi, en çok şikayet konusu olan noktalardan biridir. Bu, daha çok kadınların yakındıkları bir sorundur. Burada önemli nokta, kişinin karısını ya da kocasını sadece bir eş olarak değil, aynı zamanda bir sosyal varlık olarak da görebilmesidir.
Bir eşi sadece “evin ekmeğini kazanan adam”ya da “ev kadını ve çocukların annesi” olarak görmek, sonunda evliliği bir çıkmaza sokar. Tabii cinsel uyum da önemli. Çünkü bedensel uyumsuzluk en önemli boşanma sebeplerinden biri. Cinsel uyumsuzluk, çoğu zaman bir başka anlaşmazlığın sonucudur.
Kadın ya da erkek cinsel birleşmeyi reddederek eşinden öç alıyordur. Sonuçta aşkla başlayan evliliği akıl çerçevesine oturtmakta fayda var. Sevmediğiniz biriyle evlenemezsiniz. Ya da sırf aşıksınız diye sizinle yaşam tarzı hiç uymayan biriyle aynı evi paylaşamazsınız…

Cevapla
öz 20 Mayıs 2011 - 16:51

ÜMİT BEY:Ne güzel dile getirmişsiniz benim içimde kalan duyguları.Evet en zoruda kalbinizden çıkarttığınızı zihninizden çıkartamamamızdır.Ben bunun mücadelesini veriyorum ama çocuklar varken bu iş çok zor geliyor bana.Günün birinde bunuda başaracağıma inanmak istiyorum en azından buna ihtiyacım olduğunu biliyorum.

Cevapla
UMİT 20 Mayıs 2011 - 21:53

İnanmak başarmanın başlangıcıdır derim. Çocuklarımızı neden bu mücadelenin içinde tutarak onlarında bu süreçte yer almasını sağlıyoruz. Bahane etmek içinmi, bence yanlış atamayız tabiki evlatlarımızı bıraksakta bu süreci onlar dışarıdan görerek ebebeynlerini iyi tanıyarak bu süreçte iyi kötüyü kendileri ayırt etseler…

Cevapla
öz 09 Temmuz 2011 - 19:37

Ümit bey aynı şehirde olunca ve karşınızdaki insan insan olmayınca sanki Don Kişot misali yel değirmeni ne karşı savaşıyor gibi olunuyor.Aslında boşananlar arasında en şanslı kesim çocuğu olmayanlar gibi.Hiç değilse sadece kendinizle uğraşıp mücadelenizi kendinize veriyorsunuz.Ben bu durumdada şansız olan kesimdeyim kader diyelim yapacak birşey yok.

Cevapla
umit 10 Temmuz 2011 - 10:38

Haklısınız katılıyorum sözlerinize karsınızdaki kişinin insanca duygulara sahip olmaması bu süreçte zorlaştırıcı etkendir. Aynı şehirde bulunması o kadar önemli değil dir bence bu süreçte, dediğiniz gibi art niyetliyse zor en iyisi ikameti evlilik sürecinde olan mahalleden olabildiğince uzaklaştırmaktır.En sanslılar cocuğu olmayanlar demişsiniz neden onlar bizim birer parcamış değillermi onlar bizlerin canları değilmi.Onlar bizlerin hayat mücadelesinde ayaklarımız üstünde durabilmemizi sağlamlaştırırlar.Kader demişsiniz doğru bazen kaderin önüne cıkamazsınız. İlk başlarda kötülükleri görürsünüz görmezden gelirsiniz, sonraları o kadar kötülük art niyetlilik lerden sonra iyilikleri, saygıyı,sevgiyi ve hatta aşk ı göremezsiniz çünkü artık hayata at gözlüklerriyle bakarız biz insan oğlu. son günlerde ben su iki parcayı dinliyorum sizede tavsiye ederim İlhan SEŞEN de neler oluyor bize ve Volkan KONAK tan Tahir ile Zühre

Cevapla
selma 10 Temmuz 2011 - 12:28

Yeniden evlenmek mi o nasıl bir sey, ilişkiler artık sevgi üzerine değil bence çıkar, menfaat ve maddiyat olmuş parayı veren düdüğü çalan Nasrettin hocanın dediği gibi. Kullan at çöpe iki kalem acıklamaya dahi gerek duyulmuyor bitti deniliyor bitiyor neden niçin açıklama yok gel gel git git ilişkiler buna dönmüş çünkü çevremizde görerek bizlerde ayak uyduruyoz ailelerimiz böyle öğretmedi ama bizler böyle gördüğümüzden böyle devam ediyoruz.kadınsı duygular ve iç guduler en güzeli Neroş Hanım ın dediği gibi asla ama asla……

Cevapla
Ümit 11 Temmuz 2011 - 14:16

selma hanım sizden birde NEDEN SICAK BİR YUVA KURMAYALIM isimli makaleye yorum yapmanızı istesem.

Cevapla
melek 12 Eylül 2011 - 08:57

Merhaba 2 çocuğuyla boşanmış birisi olarak keşke olmasaydı ama oldu hayat devam ediyor tekrar aşık olmak sevmek bir erkeğe güvenmek istiyorum ben inanıyorum ki olacak kalbim sevmeyi ve heyecanı asla yitirmedi:kadınlar herşeyin üstesinden gelir,sakın umutsuzluğa kapılmayın.kıymetimizi bilelim asla bedenimizi ve ruhumuzu haketmeyene teslim etmeyelim sevgi ve duayla kalın.

Cevapla

Yorumunuzu Bekliyoruz !