Anasayfa Boşanma Davası Çok Karıştırılan Bir Kavram: Vesayet

Çok Karıştırılan Bir Kavram: Vesayet

Yazar: Avukat Ayça Özdoğan

Hukuka uzak kişiler tarafından vesayet ve velayet kavramları çok karıştırılan kavramlardır. Boşanma görüşmesine gelen bir kişinin çocuğunun velayeti ile ilgili konuşurken ısrarla vesayet kavramını kullanması çok yaygın bir yanlıştır. Yine vesayetle ilgili konuşurken hukukçu olanların bile vasi ve kayyımı birbirine karıştırması çok rastlanılan bir durumdur.

Vesayet, korunmaya muhtaç kişilerin korunması ile ilgili yöntem ve süreci ifade eden bir kavramdır. Kimlerin korunmaya muhtaç olduğunu düşündüğümüzde tabii ki ilk akla gelen çocuklardır. Velayet altında bulunmayan her küçük mutlaka vesayet altına alınmalıdır. Bu sebeple görevlerini yaparken, bir çocuğun velayet altında olmadığını öğrenen nüfus memurları, idari makamlar, noterler ve mahkemeler bu durumu hemen yetkili vesayet makamına bildirmek zorundadırlar. Vesayet makamı ise Sulh Hukuk Mahkemeleridir.

Bir çocuğun velayet altında bulunmaması ancak bazı durumlarda mümkündür. Bunların başında çocuğun anne ve babasının aynı anda veya sonradan ölümleri halinde küçüğün velisiz kalması durumu gelir.  Yine küçüğün anne ve babasının boşanırken hakimin küçük çocuklarının velayet hakkını onlara vermeyi uygun görmemesi veya her ikisinin de çocuğun velayetini istememesi durumunda çocuğa vasi atanır.  Hakim boşanma halinde çocuğun velayet hakkını anne veya babadan birine verecektir. Ancak hakim, velayetin taraflardan birine verilmesinin çocuğun bedeni ve fikri gelişimini tehlikeye sokacağını düşünürse velayeti hiç birine vermeyebilir.  Yine her iki tarafın da çocuğun velayeti ısrarla istememeleri ve velayet görevlerini ihmal etmeleri halinde, çocuğa vasi tayini için hakim tarafından vesayet makamına ihbarda bulunulur ve vasi tayini talep edilir.

Çocuğa vasi atanmasını gerektiren bir durum da boşanma sonucunda velayet kendisine verilen anne veya babanın başkası ile evlenmesi ve evlilik nedeni ile küçüğün hak ve menfaatlerinin tehlikede olmasıdır. Boşanma sonucu velayet hakkını alan eşin daha sonra evlenmesi halinde, yeniden evlenme velayetin kaldırılmasını gerektirmez. Ancak hakim bu evlilik nedeni ile velayet hakkı olan eşin çocuğunu ihmal ettiğini, görevlerini savsakladığını, çocuğun bedeni ve fikri gelişiminin tehlikede olduğunu görürse küçüğün velayet hakkını evlenen eşten alarak, küçüğe vasi tayinini talep edebilir.

Velayet görevini yerine getiren anne ve babanın vesayet altına alınmaları, her ikisinin de deneyimsizliği, hastalığı, çocuktan başka bir yerde bulunmaları gibi nedenlerle velayet görevini yerine getirmekten yoksun olmaları veya velayet görevlerini aşırı derecede savsaklamaları sonucu çocuğa yeterli ilgiyi göstermemeleri veya yetkilerini kötüye kullanmaları gibi nedenlerle velayet hakkının kaldırılması halinde yine bu çocuklara vasi atanır.

Uygulamada en çok rastladığımız vasi atanma nedenlerinden biri de boşanma sonucunda velayet kendisine verilen eşin ölümüdür.  Bir boşanma davası sonucunda velayet taraflardan birine verilmiş ve daha sonra gambling problems bu kişi ölmüşse, velayet hakkı doğrudan diğer eşe geçmez ve bu çocuğa vasi tayini gerekmektedir. Ancak bu arada hayatta olan diğer eş çocuğun velayeti için bir dava açmışsa velayetle ilgili bu dava bekletici mesele yapılır, bu davanın sonucuna göre hareket edilir.

Yine uygulamada koruma altına alınan velisi bulunmayan küçük çocuklara vasi atanması çok rastlanılan bir durumdur. Korunmaya muhtaç çocuk hakkında sosyal hizmet kuruluşlarında bakılıp yetiştirilmeleri için mahkemece koruma kararı alınmışsa vesayet makamı, çocuk velayet altında değilse çocuğun verildiği kimseyi veya ailesinden uygun gördüğü kimseyi ya da vasilik koşulları taşıdığı takdirde kurum müdürünü veya başka bir kişiyi vasi olarak atar.

Yukarıda velayet altında olmayan küçüklerin vesayet altına alınma hallerine kısaca değindik. Ergin kişilere hangi nedenlerle vasi tayin edilebileceği ise başka bir yazımızın konusu olacaktır. Ancak ergin kişiler açısından kısaca belirtmek gerekirse akıl hastalığı veya akıl zayıflığı, alkol ve uyuşturucu madde bağımlılığı, savurganlık, kötü yaşama tarzı ve kötü yönetim vasi tayini gerektiren hallerdir. Yine bir yıl veya daha uzun süreli özgürlüğü bağlayıcı bir ceza ile mahkum olan herkese mutlaka vasi tayin edilir. Bunlar dışında yaşlılığı, sakatlığı, deneyimsizliği veya ağır hastalığı sebebiyle işlerini gereği gibi görmekten yoksun kanıtlayan her ergin kişiye de isteği halinde vasi tayin edilir.

Ancak her durumda vasi, vesayet altındaki kişinin, üçüncü kişilerle ilgili işlemlerde onu özenle temsil etmek, hak ve menfaatlerini korumak, yasada belirtilen görevlerini özenle yerine getirmekle yükümlüdür. Vesayet makamı, vasi atanırken onun kişiliğini, vasi atanacak kişiye yakınlığını, yerleşim yeri yakınlığını, eğitim ve kültür durumunu araştıracak, ilgililerin isteğine önem verecek, eş ve hısımların vasi atanmasına öncelik tanıyacaktır.

Av. Ayça Özdoğan

BU YAZILARA DA GÖZ ATABİLİRSİNİZ

2 Yorumlar

alirıza öztürk 19 Nisan 2014 - 17:28

HMK 122 MADDESİ UYARINCA TEBLİĞİNDEN İTİBAREN 2 HAFTA İÇERİSİNDEKISITLIYA VASİ ATANMAYI KABUL ETMEDİĞİNİZ HUSUSLARINDA YAZILI BEYANDA BULUNMANIZ VE BUNA DAİR RET SEBEPLERŞNŞ GÖSTERİR DELİLLERİ BİLDİRMENİZ YAZILI BEYANDA BULUNMADIĞINIZ VEYA DELİL BİLDİRMEDİĞİNİZ TAKDİRDE KISITLI ADAYINA VASİ OLARAK ATANMAYI KABUL ETMİŞ SAYILACAĞINIZ HUSUSU TEBLİĞ VE İHTAR OLUNUR.(Bu NEDİR bana biligi verebilirmisiniz acaba çok acil şimdiden teşekkürler)

Cevapla

Yorumunuzu Bekliyoruz !