Anasayfa Boşanma Psikolojisi Travma Sonrası Stres Bozukluğu

Travma Sonrası Stres Bozukluğu

Yazar: Psikolog Beyhan Budak

Travma kavramı bireyin ruhsal ve bedensel varlığını değişik biçimlerde sarsan, inciten ve yaralayan her türlü olay için kullanılmaktadır. Travmanın psikolojik ve biyolojik işlevler üzerindeki olumsuz etkileri kritik olayın son ermesiyle ortadan kalkmayabilir ve travma sonrası stres bozukluğu olarak devam edebilir.

Travma sonrası stres bozukluğu, aşırı stres yol açan bir olaydan sonra görülen yoğun, uzamış ve bazen de gecikmiş belirtiler grubunu tanımlayan tanı kategorisidir. Bu belirtiler genellikle olaydan üç-dört hafta veya birkaç ay sonra ortaya çıkmaktadır. Belirtiler olayın yineleyici bir biçimde hatırlanmasıyla eşleşir. Bir başka görüşe göre travma sonrası stres bozukluğunun belirtileri, travmatik olayı tekrar tekrar yaşama, olayla ilgili hatırlatıcı şeylerden kaçınma ve artmış uyarılma halidir.

Travmatik yaşantı, kişini psikolojik iyilik halini, sosyal güvenliğini tehdit eder. Kendini engellenmiş hisseden kişi, yetersizlik ve çaresizlik duyguları yaşar, artan gerginlik ve kaygıyla birlikte kişi umutsuz bir hale gelir. TSSB hem doğa olaylarından hem de insandan kaynaklana travmatik olaylar neticesinde ortaya çıkabilir.

Travmaya neden olabilecek tipik olaylar; organ kaybı, beklenmedik ölümler, savaş, tecavüz, aile içi şiddete maruz kalmak, istismar, doğal afetler, göç etme ve boşanma gibi durumlardır. İnsan eliyle yaratılan travmaların örneğin aile içi şiddetin etkileri, diğer travmatik yaşantıların sebep olduğu bozukluktan daha sert ve yıkıcı olmaktadır.

Uluslararası tanı ölçütlerine (DSM- IV) göre Travma Sonrası Stres Bozukluğu aşağıdaki ölçütler ışığında ele alınmaktadır:

  1. Travmatik olayın devamlı olarak tekrarlayıcı şekillerde yaşanması:
  • İsteği dışında, sıkıntı verici tarzda tekrar tekrar anımsanması,
  • Sık sık, sıkıntı veren bir biçimde rüyalarda görülmesi,
  • Travmatik olayın, sanki yeniden oluyormuş gibi davranılması veya hissedilmesi,
  • Travmatik olayın bir yönünü andıran ya da sembolize eden iç ya da dış uyaranlarla karşılaşınca yoğun sıkıntı duyma,
  • Ya da fizyolojik tepkilerin ortaya çıkması

2.Travmaya eşlik eden uyaranlardan devamlı olarak kaçınılması:

  • Travmatik olayla ilgili düşüncelerden, duygulardan ya da konuşmalardan kaçınma,
  • Travmatik olayın anılarını uyandıran etkinliklerden, durumlardan ya da kişilerden kaçınma,
  • Travmatik olayın önemli bir yönünü anımsayamama,
  • Dış dünyaya tepki verme düzeyinde azalma,
  • İnsanlardan uzaklaşma ya da bunlara karşı yabancılık duyma,
  • Özellikle dostluk, sevecenlik ve cinsellik gibi birtakım duyguları hissedebilme yetisinde azalma olması,
  • Bir geleceği kalmadığı duygusunu taşıma.

3. Devamlı olarak kaygı ya da artmış uyarılmışlık semptomlarının olması:

  • Uykuya dalmakta ya da sürdürmekte güçlük çekme,
  • İrritabilite ya da öfke patlamaları,
  • Düşüncelerini belirli bir konu üzerinde yoğunlaştırmakta ya da işlerini bitirmekte zorluk çekme,
  • Devamlı olarak dikkatli ve tetikte olma,
  • Aşırı irkilme tepkisi gösterme

Travma Sonrası Stres Bozukluğuna Eşlik Eden Duygular ve Bozukluklar

  • Suçluluk duyguları
  • Fobiler
  • Duygulanımda bozulma,
  • Kendine zarar veren dürtüsel davranışlar,
  • Bedensel yakınmalar,
  • İşe yaramazlık, utanç, üzüntü ya da umutsuzluk duyguları,
  • Sürekli örselendiği duygusu içinde olma,
  • Önceden taşıdığı inançları yitirme,
  • Düşmancıl duygular,
  • Toplumdan uzaklaşma,
  • Sürekli olarak korku duygularını taşıma,
  • Başkalarıyla ilişkilerinde bozulma,
  • Daha önceki kişilik özelliklerinde değişiklik olması.

Tedavi

Travmadan hemen sonra krizin değerlendirilmesi hem kronik TSSB gelişimini, hem de diğer komplikasyonların önlenmesi açısından önemlidir. Bu yaklaşım temelde destek sağlama, olayın yargısız kabulü, bilgilendirme ve genel tıbbi bakımı içermelidir.

Travmaya odaklanmış bireysel psikoterapi, olayı ele alan zaman sınırlı bir dizi kognitif davranışçı tedavi şeklinde uygulanabilir. Yeterli kontrollü çalışmalar olmamasına karşın olayla ilgili yaşantılar üzerinde odaklanan psikoterapinin, farmakoterapiden daha üstün olduğunu gösteren bulgular ileri sürülmektedir. Ancak olayla ilgili yaşantı üzerinde odaklaşan psikoterapilerin, farmakoterapi uygulanan gruplardan farklı gruplara uygulanmış olması, bu sonucu tartışmalı kılmaktadır.

Grup Psikoterapisi

Bir çok bilimadamı TSSB’nda grup terapisini önermektedir. Travmatik olay mağduru üyelerin sağlayacağı anlaşılma ve destek, grupta yoğun duygusal aktarımın yaratılabilmesi, bireysel terapideki hasta-terapist arasındaki problemlere alternatif olabilmesi bazı yazarlara göre kaçınma ve tepkisizlik semptomları üzerinde daha etkili olabilmesi gibi avantajları belirtilmektedir.

Çocuklarda Tedavi

Çocukların TSSB tedavisinde bireysel, aile, grup, davranışsal, bilişsel ve psikofarmakolojik yaklaşımlarda bulunulmaktadır. Çocuklarda TSSB’nun tedavisi ile ilgili araştırma sayısı çok az olmasına rağmen, genel olarak tedavide travmanın doğrudan araştırılması, stres ile başa çıkma tekniklerinin uygulanması, travma ile ilgili yanlış düşüncelerin düzeltilmesi, anne ve babaların tedaviye dahil edilmesi gerektiği kabul edilmektedir

BU YAZILARA DA GÖZ ATABİLİRSİNİZ

Yorumunuzu Bekliyoruz !