Anasayfa Sizden Gelenler Sevgi Koşula Bağlanır Mı?

Sevgi Koşula Bağlanır Mı?

Yazar: Meriç Gizem KOYUTÜRK

Avuç içinize bembeyaz bir tüy alın. Tellerine ayrı ayrı baktığınızda bir şey ifade etmez. Gözünüze güzel görünen o bütündür. Narin, hoş, zarif yapısıdır. Oysa parmaklarınızı kapatıp sıkarsanız parmaklarınızı açtığınızda tüyün yapısının bozulduğunu görürsünüz. Tellerin bazısı birbirine karışmıştır, yapışmıştır. Şekilsiz bir hal alır. İlk görüntüsünden, verdiği duygudan eser kalmaz.  Sevgi de avuç içindeki tüy gibidir. Onu sıkan şeyler olursa bozulur, ilk öğrenildiğinde hissedilen duygular kalmaz…

                         Eylül 2006

Üniversiteyi bitirip baba ocağına döneli daha birkaç ay oldu. Hayallerimi, umutlarımı valizime koyup geldim buraya. Daha 23 yaşındayım ve geleceğimi oluşturabilme heyecanı, telaşı içindeyim. Planlarımı, hayallerimi hayata geçirebilmenin fırsatını yakalatabilecek iş peşindeyim şimdi. Beynimde, yüreğimde bekleyişe sabrım olmasa da, sabrediyorum olabildiğine tüm gücümle; çünkü biliyorum mutluluk uzak değil isteyince.

                    Siz ne planlarsanız planlayın hayatın önümüze sunduklarıyla hatta hayatımıza zorunlu sunulanlarla şekilleniyoruz. Uymak istemezken o şartlara, yüreğimiz olabildiğine isyan ederken konulan kurallara, ağzımızdan sözcükler dökülemiyor bir türlü. Geriye sadece kabullenmek kalıyor; şartlar karşısında güçsüz, iç mücadeleniz yüzünden yorgun…

Babam bir sabah kahvaltıda “Akşam şu alıp verme işini de yapıp kurtulalım bu işten” dediği esnada gazetenin üçüncü sayfa haberlerinde bir kadının eşi tarafından vahşice öldürüldüğü haberini “sevgilerine ne oldu” düşüncesiyle ürperti içinde okuyordum. O kalkıp işe gittikten sonra anneme sordum “Ne alıp vermesi babamın dediği?” diye. Annem “ Seni istemeye gelecekler akşam” dedi. “Kim?” diyemedim, ne önemi vardı ki sorayım. Kararlar verilmiş, benim için hayatım için önemli olacak bir gün, bir an önce yapılıp kurtulunması gereken bir yükmüşçesine söyleniyordu ve ben bunu tesadüfen öğreniyordum, öncesini sonrasını bilmeden. Kralın oğlu gelse fark eder miydi durum? Kim olduğunun hiçbir önemi yoktu o yüzden.

Tanımadığım biriydi, belki de tanıdığım biriydi akşam gelecek kişi; ama ne olursa olsun koşullu sevmek zorundaydım. Ailem benim yerime kararını vermiş kiminle ömrümü geçirmem gerektiğini belirlemişti. Benim ne düşündüğümün bile bir önemi yoktu, o kadar basite indirgenmişti evlilik, evlenmem.

Belki ben evlenmek istemiyordum ya da başkasını seviyordum bunun hiçbir önemi yok muydu? Evet, hayatımda biri yoktu; ama bu, her sabah gözlerimi açtığımda yanımda görmek istediğim, aynı yatağı hatta hayatı paylaşmak istediğim insanı seçme konusundaki özgürlüğümün elimden alınmasına neden olamazdı ki. Hem şartlı birini sevebilir mi insan? Sevgi koşula bağlanır mı hiç? Bağlarsanız onun adı sevgi olur mu peki?..

                         Mart 2011

Çok değil, dört buçuk yıl önce benim için oluşturulan yolda ilerlemek zorunda kaldım. Evliliğin, mutluluğun, kadınlığın en önemlisi sevginin şekli benim yüreğimin, beynimin yerine oluşturulup sunulmuştu bana. O çerçevede yaşamak zorundaydım, öyle de oldu.

Baktığınız zaman iyi bir işim var, dalımda uzmanlaştım kısa sürede. Yaşam şartlarım da çoğunun özeneceği ölçüde çok iyi; ama bugün hala gerçek sevgi nedir bilmem. Birine sevgiyle sarılmadım hiç; iş yoğunluğunun ardından koşarak gidecek bir evim olmadı, sabahları yanımda gördüğüm adama sevgiyle bakarak uyanamadığım gibi hafta sonlarını keyifle eşimle geçireyim planları yapan bir kadın da olamadım hiç. Ne o beni tanımaya çalıştı ne de ben onu. Çünkü bizim yerimize oluşturulan hayatlarda olmamız istenen kişileri oynuyorduk yaşamımız içinde. O yüzden gerçek kimliklerimizi hiç öğrenemedik. Benim bir buket çiçek beklerken kırmızı kutularda aldığım yüzükler, kolyeler sonucu hayal kırıklıkları yaşamam da, eşimin kendi ellerimle yaptığım yemeklerle hazırladığım şık ve romantik masayı bırakıp şehrin meşhur restoranına gitme isteği de bundan olsa gerek.

Üç yaşındaki kızımızı sözde sevgiyle geleceğinden endişeli büyütüyorum. Şimdi aklı ermiyor. Onun için de, babasıyla beni bir arada görmek yetiyor mutlu olmak için ona. Peki, aklı ermeye başlayınca aramızdaki mesafede o da boğulunca nasıl güç vereceğim ona, bu durumu ona nasıl anlatacağım bilmiyorum. Onu büyüdüğünde alıp karşıma yüreğinde sevgiye yer olması gerektiğini, bunun ona güç vereceğini, taşıyabildiği ölçüde kendine ve bize zarar vermeden yaşaması gerekenleri yaşaması gerektiğini, her zaman her koşulda aldığı kararlarda yanında olduğumuzu, kendisi için doğru kararları alacağına inandığımızı söyleyerek yüreklendirirken ne kadar inandırıcı olabilirim bilmiyorum. “Madem sevgi bahsettiğin gibi bir şey sen niye öyle yaşamadın anne? ” sorusuna ne cevap vereceğimi de…

Kızım beni örnek alıyor şimdi. Ayakkabılarımı giyiyor, fularlarımı takıyor, çantalarımı oyunlarında kullanıyor, benim ona söylediğim sözleri oyuncak bebeklerine söylüyor, benim kendisini şekillendirmeye çalıştığım gibi o da bebeklerini şekillendiriyor. Kendince beni taklit edip büyüyor, anne oluyor. Peki ya, gerçekten büyüdüğünde de beni örnek alacak mı? Özellikle de annesinin sandığının aksine güçsüz, savunmasız babası tarafından tokat yediğini gördüğü bugünden sonra.

 Gözlerimden akan yaşın nedeni kırılan onurum mu yoksa örnek alındığım küçük yüreğin karşısında aslında ne kadar da güçsüz ve aciz olduğumun ortaya çıkması mı?..

BU YAZILARA DA GÖZ ATABİLİRSİNİZ

4 Yorumlar

NEROS 07 Mart 2011 - 15:53

Tebrikler.Yazınızı zevkle ve içim acıyarak okudum.Benim güzel ülkemde bu tür evliliklerin oranı hala çok yüksek.
Evliliklerde artık maddiyat oranı ön planda olduğundan, günübirlik beraberliklerden ve aşk karın doyurmuyor zihniyetinden dolayı mutlu aile kalmadı.Mutlu görünmeye çalışıp kendilerini kandıran veya mutsuzluğa tahammül etmeyip ayrılan aile sayısı arttı.
Herkese sağlıklı ve mutlu bir yaşam diliyorum.

Cevapla
umit 07 Mart 2011 - 20:05

tebriklr gercekten cok mükemmel bir yazınız.

Cevapla
mustafa 17 Ağustos 2011 - 02:36

sevgi öyle derindirki kalpte kimse dokunamaz.ama şimdiki modern çağda kimse bilmez kıymetini alıpta yere vururlar.kayıtsız sartsız.yazılanlar hep dogrudur.

Cevapla
kemal 17 Ağustos 2011 - 12:37

Zamanımızda bir erkeğin veya bir bayanın 10 partneri bulunuyorsa artık mutlu birliktelikleri yakalamamız mümkün değil bir de bu kişilerle bizede tepsiden bir dilim baklava düşer diyede arkadaşlık yaparsak bu da bir şerefsizliktir.Ama maalesef hayat bu olmuş anlamamaya devam ediyoruz

Cevapla

Yorumunuzu Bekliyoruz !