Anasayfa Sizden Gelenler Ömür Boyu Bağlılık… Bir Annenin Günlüğü

Ömür Boyu Bağlılık… Bir Annenin Günlüğü

Yazar: Meriç Gizem KOYUTÜRK

25.11.2010

Sevgili Günlük,

Kavgayla kapattığımız bir gün daha…

Her şeyin bittiğine inanıp kendi kabuğuma çekilmeye karar verdiğim anda karşıma çıkan; en büyük şansım olduğuna inandığım yakışıklı prensimle mutlu, keyifli ilişkimizi evlilikle taçlandırdık. Her şey harika giderken ne değişti de yanında uyumak/uyanmak bile istemez hale geldim?

Sabahları bir önceki gece yüreklerimizde yarattığımız fırtına sonucu kırılan parçaları süpürmeye çalışmak ve yürek yorgunluğunu bir kenara bırakıp işe koşturmak yorucu hale gelmeye başladı.

Ama karar verdim: Bu gece ilk kez yatak odasında onunla uyumayacağım, salonda yatacağım. Ve yarın sabah da olabildiğine erken kalkıp işe gideceğim; böylece süpürge yapmak zorunda kalmayacağım. Tabi bir de yarın annesiyle öğle arası buluşacaktık, arayıp işimin çıktığını söyleyeceğim.

Belki bunlar bana biraz da olsa iyi gelir. Fedakar olmak bu dönemde daha çok yoruyor beni. “Hayır!” demeyi daha önce öğrenmeliydim…

28.11.2010

Sevgili Günlük,

Akşam yemekleri vazgeçilmezimizdi. Hem yemeği beraber hazırlardık hem de doyasıya sohbet eder günlük yaşadıklarımızdan, güncel olaylardan konuşurduk. Ne kadar kavga etmiş olsak da akşam yemeğini gene de iple çekiyordum; belki kırdıklarımızı yapıştırmak kolay olur diye. Ama bugün üçüncü kez yalnızdım yemekte. Üç gündür eve yemek saati geçtikten sonra geliyor.

Birkaç gündür kavga bile etmiyoruz. Birbirimize karşı kelime kullanımında iyiden tasarrufa geçtik. Galiba yolun sonuna gelmek üzereyiz…

29.11.2010

Sevgili Günlük,

Dün geceki uykusuzluğun ardından bugün işten izin aldım ve sahile gidip son 1,5 yılımı, yaşadıklarımı gözden geçirdim. Sahil kenarına oturduğumda sabah 09.20 civarıydı, gün batarken orada uzun zamandır oturuyor olduğumu fark ettim.

Doyasıya gülmeyeli baya olmuş meğer. Kavga edip birbirimizi suçlamak dışında yalnız ne zaman keyifli bir şeyler yaptık hatırlayamadım. Ali ile en son iki ay önce annesiyle babasının kırk ikinci evlilik yıl dönümlerini kutlamak için ayarladığım akşam yemeği için dışarı çıkmışız. Onu gerçekten hissetmeyeli çok oldu. En son o gece babasının ısrarı ile dans ettiğimizde sarıldım ona; dansı yeni öğrenen, hata yapmamak için sürekli ayaklarına bakan öğrencinin tedirginliğinin hocası ile arasında yarattığı mesafe vardı aramızda.

Sadece zaman geçirmişiz, beraber yaşamayı unutmuşuz; hayatı paylaşmayı da… Bugünü geçirirken ertesi günümüzün olmayabileceğini unutup birbirimizden vazgeçmişiz.

Sevdiğini söylemek insana bildiğinin aksine yük olabilir mi? İnsanın boğazına takılan bir düğüm, yüzünün ateş kaplamasına ve bu sıcacık cümleyi sarf etmesine engel olabiliyormuş meğer.

Kendimden kaybettiklerim, onun kaybettikleri kazandıklarımızdan ağır geldi bana. Birbirimizi değiştirirken, yenilerken “biz” mayasını hamura katmayı unutmuşuz sevgi hamuru tutmadı; alışkanlık hamuru oluşmuş onun yerine. Ama alışkanlıklardan vazgeçme zamanı geldi benim için. Yarın karar anı…

30.11.2010

Sevgili Günlük,

Bugün, anlaştığımız gibi konuşup hayatımızı karara bağlamak için ne zamandan sonra işten çıkar çıkmaz eve koşturarak geldim. Ali benden önce eve gelmiş. Uzun bir aradan sonra beraber yemek hazırladık ve uzun uzun konuştuk. Söylemek istediklerimizi söyledik, içimizi döktük. Konuşmak ikimize de iyi geldi, bunu daha önce yapmalıymışız meğer. Kendimize bu eziyeti niye yaşattık bilmem. Belirsizlikti beni en çok sıkan. Şimdi yüreğim olabildiğine rahat, önümü görüyorum; çünkü belirsizlik kalktı.

Beraber son yemeğimizi yediğimizi düşündüğümüzde buruklaşsak da saygımızı daha da yitirmeden aldığımız bu karardan memnunduk. Her zamankinden daha güçlü olmam ve dik durmam gerek bundan sonra. Umarım aldığımız kararda pişmanlıklar yaşamayız ikimiz de…

01.12.2010

Sevgili Günlük,

Bu sabah beraber gidip mahkemeye dilekçe verdik. Bir ay sonra boşanma davamız var. Anlaşmalı olduğu için sorun olmayacağını hemen davanın sonuç vereceğini söylediler. Yıpranmadan bitermiş dava. Şimdilik kimse bilmiyor ayrılacağımızı.

Ali akşamüstü özel eşyalarını ve hatırası olan birkaç parça şeyi alıp evden ayrıldı. Bu evde yalnızlığı zorunlu sebepler dışında ilk kez yaşıyorum. Gerçi yalnız değilim daha bu geceden, bundan sonra da hiç olmayacağım.

Ali’nin ardından kapıyı kapatmamla telefonumun çalması bir oldu. Adliyeden sonra ne zamandır kendime zaman ayırmayı unutup gidemediğim doktoruma kontrole gitmiştim. Test sonuçları çıkmış, yarını bekleyememiş bu güzel haberi vermek için hemen aramış: 3 aylık hamileymişim…

30.12.2010

Sevgili Günlük,

Uzun bir süredir sana yazamadım. Hamile olduğumu öğrendiğimin ertesi günü Ali ile buluşup ona hamile olduğumu söyledim. Çok sevindi. Artık farklı sorumluluklarımız var. Her şeyi bebeğimizi düşünerek planlamaya karar verdik. Hayatını rahat ettirecek her şeyi oluşturmaya da…

Bebeğimizin bizde yarattığı sevinçte boğulurken, ilişkimizde hiç kalmayan sevgiyi bu sevinçle oluşturamayacağımızı ikimiz de biliyorduk. Şimdi toparlanırız diyerek geri adım atsak bile er ya da geç tekrar ayrılık noktasına geleceğimizi de; onun büyüyüp hayat mücadelesinde çırpınmaya başladığında bu noktayı yaşamasının onu daha çok yıpratıp sorunlarını arttıracağını da biliyorduk.

Kabullenmesi zor olacak başlarda biliyorum. Arkadaşlarının aile yaşantılarını görünce özellikle; ama sevgisiz bir ortamda büyütmek yerine sevgiyle ayrı yolları birleştirerek büyütmenin doğru olacağı kanaatine vardık. Kavgalarımıza tanık olup sevgisizliğimizde onu hırçın, aksi, belki de bir tarafı suçlayan biri haline getirip güvensiz bir kişiliğinin oluşmasındansa günü ayrı evlerde noktalamamıza üzülmesini yeğleriz.

Kendimizi kandırmaya gerek yok; biz iyi bir sevgili iyi bir eş olamadık. Ama aramızdaki saygıdan ve en büyük bağımız olan bebeğimizden güç alarak çok iyi bir dost olacağımızı biliyorum.

Sağlıkla bu süreci atlatıp onu kucağıma alacağım zamanı sabırsızlıkla bekliyorum.

Bu arada 03.01.2011 tarihinde mahkememiz var. Yeni yıla ayrı; ama bebeğimiz tarafından ömür boyu bağlanmış olarak başlayacağız…

BU YAZILARA DA GÖZ ATABİLİRSİNİZ

3 Yorumlar

neslihan 30 Ocak 2011 - 19:47

ahhhh be meriç keşke yzdığın gibi olsa. yani yazında yazdığın gibi saygıyla devam etse herşey. aşkla kenetlenen eller yürekler ayrılırken neden bilmem öyle kötü şeyler yazarki dilekçelere. ve hayatın onunla başladığına inandığın insanın senin için eşe dosta sarfettiklerini duymak en önemlisi boşanmayla bu sürecin bitmediğini çocuğun bir yük treni gibi laf taşımak için kullanıldığını görmek.

boşanan ailelerin çocukları için kişiliksiz anne yanında öyle baba yanında böyle derler ya hani. ne olur çocukları suçlamayalım. yazınızdaki gibi saygıyla devam etse hiç çocuklar arada kalır mı? çocukların arda kalmaması saygının ilişkilerimizde eksen olması ve hiç eksen kaymaması yaşamamız adına:)

Cevapla
ysrrrrrrr 15 Şubat 2011 - 21:59

ağlayarak okudum bir erkek olarak aynı durumun baslangıcındayım msanırım şimdiye dek kendmi kandırıyordum ben de düzelecek her sey diyordum ben elimden geleni yapmaya hatta fazlasıyla yapmaya calısıyorum ama esim galiba beni kabullenmiyor cunku hiç benm yaptıklarımın bir nebze olsun karsılıgını vermiyor gunlerdir bişey konusamıyoruz ve oylece surat yapıp oturuyor karsımda cok yaralıyor bu durum beni ama galiba yaralasa da bitiyor farketmeden …sanıyor ki bosanınca hersey daha iyi olacak ..hele de mutlu olmayı denemeden bu kararda olması benş en cok uzen sey …daha kaç ay oldu ki ya 🙁

Cevapla
ayla akbaba 24 Mayıs 2011 - 08:25

Ailelere çok görevler düşüyor.Tecrübelerine dayanarak araya girmeyide bilmeli,yönlendirmeliler.Karşıdan bakarak,adamsendecilikle hareket etmemeliler.Seyirci kalmak ve yapabilecekleri varsa yapmamak vebal almaktır.Kendilerine yansıyan geçimsizlik olaylarında yapıcı olmak,ara bulmak,yönlendirmek dinende gerekliliktir.Yoksa kedi besler gibi beslemiş,evlendirmiş elini suya sabuna sürmemişsin nafile.Ağaran saçlarınızdan utanın işte o zaman.!

Cevapla

Yorumunuzu Bekliyoruz !