Anasayfa Boşanma Psikolojisi Kızlarının Omuzlarına Binen Anneler

Kızlarının Omuzlarına Binen Anneler

Yazar: Necil Beykont

Bazı boşanmış anneler, kendine yetmeye çalışan bağımsız bireyler olarak yeni bir hayata başlama güç bulamıyor. Boşanma ve sonrası, insanın hem güçlü, hem de insaflı olmasını gerektiren bir süreç. Yeni bir hayat kurma enerjisi kalmamış bu tip anneler, (çoğunlukla farkında olmadan) kızlarının tüm hayatını “anneye endeksli” olarak geçirmesine neden oluyorlar.

Ben kendim için değil, kızım için yaşıyorum”. “Kızımla bir bütün olduk artık.”
(13 Yaşındaki bir kızın annesi).
Bakalım bundan sonra kızımla birlikte göğüs gereceğimiz ne güçlükler karşımıza çıkacak.”
(20 yaşındaki bir yetişkin hanımın annesi)
Biz kızımla anne-kız değil, arkadaşız. Her türlü derdimizi paylaşırız.” (Anonim)

12-13 yaşından itibaren annesinden “ben kendim için değil, kızım için yaşıyorum” sözlerini duyan bir çocuğun omuzlarındaki yükü düşünebiliyor musunuz? Çevresindeki yetişkinlere en hafif ifadeyle bu sözleri eden bir annenin, çocuk yaştaki kızıyla baş başa kaldığında neler diyebileceğini tahmin etmek güç değil. Bu amaçla söylenmiyor olsa da, çocuk yıllar boyu bu düşünceyi dinledikçe “öyleyse ben de annem için yaşamalıyım” diye yetişiyor.

İşte, attığı her adımı annesiyle paylaşmak zorunda hisseden kızlar, karşı cinsle ciddi bir ilişkiye girmekten kaçınan, hiç evlenmeyen, hayatını sadece annesine adamış kadınlar, maalesef bu tip annelerin kızları arasından çıkıyor.
( Not: Sağlıklı yetişmiş bir bireyin özgür seçimiyle evlenmemiş olmasına saygı duyulmalıdır. Konumuz asla bu değildir. Burada özgür iradesiyle değil, çocukluktan gelen anne baskısı yüzünden evlenememiş kadınlar kastedilmiştir. )

* * *
14 yaşında ve lise giriş sınavına hazırlanan bir çocuğun “hafta sonu hiç ders çalışamadım, çünkü annem hastaydı ve ona bakmak zorundaydım” demesi nasıl bir geleceğin habercisidir?

20 yaşındaki bir üniversiteli hanımın lisansüstü eğitimi için yurtdışına gitme konusu açıldığında “annemi burada bırakıp gidebileceğimi sanmıyorum” demesi ve bunu duyan annenin sessiz kalması ne anlama gelmektedir?

Bu tip anneler kızları üzerindeki bu baskıyı hangi bilinçaltı dürtülerin etkisiyle kurarlar? Bu soruyu cevaplamak elbette uzmanların işi. Ama doğru cevabı tahmin edebilmek hiç zor değil.

Hiçbir annenin bilerek kızının hayatını ipotek altına alacağını düşünmek istemeyiz. Zaten “hata” dediğimiz şey de bilmeden ve istemeden yaptığımız şeylerden oluşur.
“Bunun sonu nereye varır?” sorusunu sormadan kalkıştığımız işlerin sonucu, zaman içinde kimimize “hata yapmışım” dedirtir. Bazı insanlar ise, ancak sonuçta kendileri bir “zarar” görürlerse hata yaptıklarını anlayabilir.
Bu yazının konusu olan hata ise sahibine hiç bir zarar vermeyen, tam tersi, ömür boyu fayda ve müthiş bir rahatlık sağlayan bir durum olduğundan, farkına varılma ihtimali düşük.

Yazının sonunda birkaç önemli çağrıya yer vermekte fayda var:
Sayın anneler,

  • Lütfen kızlarınıza arkadaş değil “anne” olmaya çalışınız. İnsanın pek çok arkadaşı olabilir ama sadece bir tane annesi vardır. Eğer siz de arkadaş olmayı seçerseniz peki “anne” kim olacak?
  • Lütfen kızlarınıza “dertlerinizi paylaşmak”, “hayatı birlikte göğüslemek” gibi ağır şeyler yüklemeyiniz. Onlar kendi dertlerini sizinle paylaşır, siz de onlara yol gösterirsiniz. Hepsi bu kadar. Onlar yetişkin olduklarında kendi hayatlarını göğüsleyecekler, siz kendi bilgi ve deneyimlerinizi aktaracaksınız, onlar da içinden beğendiklerini özgürce seçip alacaklar.
  • Sizin hayatınızın güçlüklerini ve dertlerini ise sadece “siz” göğüsleyeceksiniz. Sadece siz ve varsa eşiniz, sevgiliniz. Kızınız değil. Kızınızı kendi sorunlarınıza ortak edip birlikte çözme baskısı altına almayınız.
  • Kısacası, lütfen kızlarınızın bağımsız (ama anneden de bağımsız) bireyler olarak yetişmesine izin veriniz.

BU YAZILARA DA GÖZ ATABİLİRSİNİZ

Yorumunuzu Bekliyoruz !