Anasayfa Aile İçi Şiddet FİLM GİBİ BİR HİKAYE, AİLE İÇİ ŞİDDETİ ÖNLEYEMEDİĞİ İÇİN MAHKUM OLAN İLK DEVLET

FİLM GİBİ BİR HİKAYE, AİLE İÇİ ŞİDDETİ ÖNLEYEMEDİĞİ İÇİN MAHKUM OLAN İLK DEVLET

Yazar: Avukat Ayça Özdoğan

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi çok tartışılan bir konudur. Bazıları ülke dışında başka bir yargı merciinin olmasına karşı çıkarken, bazıları ise insan haklarının olmazsa olmazı diye bakar. Meslek hayatımda yaptığım görüşmelerde ise haksızlığa uğradığına inanan kişilerin baş cümlelerinden biridir “Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne kadar gideceğim”

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), uluslararası bir teşkilat olan Avrupa Konseyi“ne bağlı olarak 1950 yılında kurulmuş uluslararası bir mahkemedir. Mahkeme, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve ek protokolleriyle güvence altına alınmış olan temel hakların çiğnenmesi durumunda bireylerin, birey gruplarının, tüzel kişiliklerin ve diğer devletlerin, belirli usuli kurallar dahilinde başvurabileceği bir yargı merciidir. Avrupa Konseyi“ne 47 Avrupa devleti üyedir.

Türkiye AİHM’deki davalarda yüzlerce kez mahkum edilmiş ve milyonlarca Euro tazminat ödemiştir. Türkiye’nin sadece 2008 yılında, ödediği tazminat 5.7 milyon Euro’dur.  Türkiye bu miktarla 47 ülke arasında 4’üncü sırada yer almaktadır. Yine Adalet Bakanlığı verilerine göre AİHM’e işkence nedeniyle yapılan başvurular sonucunda 2002-2008 yılları arasında Türkiye 13.6 milyon TL tazminata mahkum olmuştur.

Geçtiğimiz ay AİHM’nin verdiği bir karar ise 1950 yılında kurulan uluslararası mahkemenin tarihinde bir ilk. Verilen karar ile Türkiye, aile içi şiddeti önleyemediği için mahkum edilen ilk devlet oldu.  Bu gerekçe ile Türkiye, Nahide Opuz adlı kadına 36.500 Euro tazminat ödemeye mahkum edildi.

Nahide Opuz’un hayatı adeta film gibi. Nahide Opuz, 1990 yılında Diyarbakır’da imam nikahıyla evlenir ve daha sonra 1995 yılında resmi nikah kıyılır. Evlendiği günden itibaren sürekli şiddete maruz kalır. 1995’te Nahide Opuz ile annesi, eşinin ve eşinin babasının kendilerini tehdit ettiği gerekçesiyle savcılığa başvururlar ve şikayetçi olurlar. Ancak şikayet nedeni ile açılan dava sonucunda eşi ve babası beraat eder. Daha sonra şiddete maruz kalan Nahide Opuz, darp edildiğini gösteren doktor raporu ile birlikte tekrar savcılığa suç duyurusunda bulunur. Bunun üzerine eşi hakkında yeni bir dava açılır ancak Nahide Opuz bir süre sonra eşinin tehditlerinden korkarak şikayetini geri çeker. Fakat aile içi şiddet devam etmektedir ve bir süre sonra eşinin şiddet uygulaması neticesinde Nahide Opuz, hayati tehlikesi olduğu için hastaneye kaldırılır. Eşi bu olaydan sonra tutuklanır ama yine tehditle eşine şikayetini geri aldırmayı başarınca serbest kalır. Ardından mahkeme sağlık raporlarıyla ispatlanan ölümcül dayağa rağmen eş hakkında beraat kararı verir.

Nahide Opuz 1998 yılında maruz kaldığı şiddete dayanamayarak evi terk eder ve annesinin evine yerleşir. Bunun üzerine eşi Nahide Opuz ve annesine arabayla çarpar ama kısa bir süre tutuklu kaldıktan sonra yine tahliye edilir. Sürekli ölümle tehdit edilen Nahide Opuz, tehditlerin online casino tümünü savcılığa bildirir. Bunlardan birinde eşi hakkında dava açılır ama mahkeme 3 ay hapis cezasını erteleyince eşi hapse girmeden bu davadan da kurtulur. Eşinin yanına geri dönmek zorunda kalan Nahide Opuz, 2001’de annesini görmeye gidince kocası tarafından 7 yerinden bıçaklanır. Eş, bu eylemi nedeniyle sadece 840 TL para cezasına mahkum edilir. Artık Nahide Opuz, kocasının evini tamamen terk ederek Diyarbakır’dan taşınmaya karar verir. Annesi de kızının eşyalarını almak için bir kamyonet tutarak yanına gider. Bunun üzerine eşi annesine ateş ederek kayınvalidesini öldürür.

Nahide Opuz’un annesini öldüren eşe mahkeme 15 yıl hapis cezası verir ve Yargıtay’daki temyiz aşaması sonuçlanana kadar tahliyesine karar verilir. Bu sırada Diyarbakır’ı terk eden Nahide Opuz, son olarak geçen Mart’ta tahliye olan eşinin kendisini tehdit etmesi nedeni ile savcılığa başvurur.

Tüm bu yaşanan olaylar neticesinde AİHM, Türkiye”nin, “Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi”nin (AİHS) kötü muamele ve işkencenin yasaklanması ile ilgili 3, ayrımcılığın yasaklanmasıyla ilgili 14 ve yaşam hakkıyla ilgili 2. maddelerini ihlal ettiğine”” hükmetti. Kararda yetkililerin davayı aile içi bir konu olarak gördükleri ve şikâyetlerin geri çekilmesinin ardındaki nedenleri görmezden geldikleri tespitinde bulunan AİHM, Türkiye’nin her türlü aile içi şiddetin cezalandırıldığı ve mağdurların yeterli düzeyde korunduğu bir sistemi kurmakta başarısız olduğunu vurguladı. Davacının ve annesinin yaşadıklarının cinsiyete bağlı şiddet kapsamında görülebileceğini ve bunun da bir ayrımcılık olduğunun altını çizen AİHM, yargının bu tür durumlarda pasif kalmasının aile içi şiddet için elverişli bir ortam yarattığını belirtti.

Dileğimiz bu kararın, devletin aile içi şiddetle mücadelesinde rol oynayarak, şiddete uğrayanların cezalandırılması ve şiddet mağdurlarının etkin ve hızlı bir şekilde korunması konusunda yeni uygulamalara yardım etmesi.

BU YAZILARA DA GÖZ ATABİLİRSİNİZ

1 Yorum

ronahi 13 Ekim 2011 - 10:00

çocuk hakları uygulanmalı

Cevapla

Yorumunuzu Bekliyoruz !