Anasayfa Sizden Gelenler Evcilik Oyunu…

Evcilik Oyunu…

Yazar: Meriç Gizem KOYUTÜRK

                        

                Evcilik oyunu…Hani küçük kız çocuklarının hayatını dolduran oyunlar. Çocukluktan hafızalarında kalan en güzel, en iyi bebeklerinin kahramanı olduğu oyunlar. Hayal kurmayla başlayıp ilerleyen yaşları için farkında olmadan hayatı öğrenmelerine yardımcı olan oyunlar. Paylaşmayı, iletişimi, komşu teyze olmayı, aile olmayı, anne olmayı öğreten oyunlar…

Evcilik oyunlarıyla büyüdüm ve şekil aldım. Annemi gözlemleyip hafızama kaydettiklerimi dönüp odada bebeklerime uygularken anne olmanın, eş olmanın inceliklerini oluşturdum ve kaydettim beynime. Annem misafirlik için odama konuk oldukça paylaşmayı da dinlemeyi de dertleşmeyi de öğrendim farkında olmadan. En basitinden komşudan gelen tabağın boş gönderilmeyeceğini plastik pastayı tabağıma koyup anneme götürdükten sonra kurabiyeyle, bisküviyle dönen tabaklarım sayesinde öğrendim. Şimdi çok iyi seyahat çantası hazırlamamın en büyük etkeni çocukken odalar arası seyahate çıkarken hazırladığım çantalarımdır mesela.

Evcilik oyununun büyüyünce de çok önemli şeyler öğreteceğini bilemezdim. Daha doğru bir ifadeyle bir annenin evcilik oyunu sayesinde kızıyla ilgili, hayatıyla ilgili önemli şeyleri öğrenebileceğini… Bilmemiş olmayı; buna gerek kalacak şeyleri yaşamamış olmayı ne isterdim oysa. Keşke gerçekten bir oyun olsaydı…

İşe gitmemiştim o gün. Kızım, Ayça, böyle günleri onunla evcilik oynayabileceğim diye pek severdi. Ne bebeklerini çıkardı ne de peşimde “Anne evcilik oynayalım” diye koşturdu o gün. Onu mutlu etmek için evciliği bu kez ben oluşturdum. Sevdiği kurabiyeleri yapıp evime(mutfağa) çağırdım onu. Sabah tırnaklarına oje sürdüğümüz ayakta duran bebeği gösterip “Kızım çok hasta teyzesi” dedim. Kendimce bir şeyler anlatıp oyuna dahil etmeye çalışıyordum bir çabayla kızımı. “Aaa! Niye oturmuyorsun şekerim, ayakta kaldın” dedim. Aldığım cevabın sahip olduğum hayatın da bir evcilik oyunu olduğunu gösterişini hala atlatmış değilim. “Onun da mı babası fazla acıtmış canını; o yüzden mi oturamıyor?” dedi. Gözlerim yuvalarından fırlamıştı, beynimden vurulmuşa dönmüştüm. İlk kez şuursuz olup söyleneni algılamamak istemiştim. Ayça ise, daha fazla dayanamayıp ağlamaya başladı “ Babam tembih etti söylemeyeyim diye; ama CANIM ÇOK ACIYOR ANNE!”

               Onun gözyaşları benim yüreğime hançer, onun acısı benim yürek yangınım. Ben gözünün içine bakarken gözlerinde gülücükler, mutluluklar yakalamak için ve o, hayata daha sağlam tutunmak için nedenim olmuşken; ona sahip olmamı sağlayan adam değil gözlerine hayatına unutamayacağı yaşlar bıraktırıyordu. 

Şimdi bir yandan uzayan hukuk mücadelemle boşanmaya ve tüm haklardan karşı tarafı mahrum bırakarak kızımın velayetini almaya çabalıyorum. En önemlisi de kızımın psikolojisini düzeltmeye çabalıyorum, ona yanlış öğretilen kavramların aslında öğrendiği şekilde olmadığını anlatmak; bütün babaların hatta bütün erkeklerin böyle olmadığını anlatmaya öğretmeye çalışıyorum. Nasıl, ne kadar başaracağım bilmiyorum. Yanlış örneği hayatına sokan biri olarak aslında doğru olanın öyle olmadığını anlatmam ona ne kadar inandırıcı gelir onu da bilmiyorum.

               Anneler elinden gelen her şeyi evlatları için yaparlar. Bazen de yapmak isterler; ama başaramazlar, ne yaparlarsa yapsınlar olmaz. Ben geceleri korkuyla uyanan kızımın acısını ona hissettirmeden nasıl silebilirim bedeninden, beyninden, yüreğinden? Onun ne bu yaşında ne de ilerleyen yaşında taşıyamayacağını bildiğim bu ağır yükü onun omuzlarından nasıl alabilirim?

Peki, ya ben kızımın her evcilik oyunu oynama talebi karşısında “Acaba bu oyun neyi öğrenmemi sağlayacak” korkumu nasıl atacağım her defasında titreyen bacaklarımdan, daralan nefesimden, sıkışan yüreğimden, bir türlü dışa akıtamadığım gözyaşlarımdan?..

BU YAZILARA DA GÖZ ATABİLİRSİNİZ

6 Yorumlar

umit 17 Mart 2011 - 23:56

Yazılarınızı begenerek takip ediyorum,bazende dilimin döndüğü kadarıyla yorumlar yapıyorum, Haklısınız bazı babalar anneleriyle ilgili sorunları evlatlarına şiddet uygulayarak yapıyor ben bunu 1 seneden beri yaptığım bir arkadaşlıktan biliyorum yıllar önce babası daha cocuk bile olamayacak hala benim gözümde süpyen diyebileceğim o zamanlar süt kuzusu evlatına darp etmiş,bu evlat dına son 6 aay evvel tekrar şiddet demeyeyimde psikolojik korkutma hareketinde bulunmuş gerci buda bir şiddettir ama cocuk ruhu işte sonradan hayaller uretip baba sevgisini yaşamak istemiş. ”Sizinde ya cocuğunuz farklı seyler anlatıyorsa size ” adlı yazınızdaki gibi Bana sorarsanız cocuğunuzla diyologunuzu eğitici safhalara bölerek bir seyler vererrek babanın yanında gördüklerini unutturabilirsiniz bir deneyin isterseniz evladınız anladığım kadarıyla 3-4 yaşlarında mesela eve girdiğinde sağlığına dikkat etmesi için terlik giymesi gerektiğini, oyuncaklarıyla oynadığında oyununu bittiğinde oyuncaklarını toplaması gerektiğini,yatmadan önce dişlerini fırcalaması gerektiğini,mutfakta yemek yenileceğini,oturma odasında oturulacagını televizyon seyredileceğini, eğitici kitaplara calışıldığında dal dan dala yani bir kitap bitmeden diğerine gecilinmeyeceğini, yemeklerini ayrı olarak yememesi gerektiğini bunda da size büyük önem düşüyor benim büyüklerim derdiki kalabalık sofralarda cocuklar daha iyi yemeklerini yer sofrada ebebeyinlerle birlikte yemek yemesini burada bize de büyük rol düşüyor.Bu yazdıklarım bir anne için evladına uygulamak zor gelebilir ama inanın evlatlar bunlara göreceksiniz cok cabuk adapte olacak yeter ki siz az cık unuttuğu vakitlerde mesela yattarken dişlerini fırcalamadığı zaman kızım yatmadan ne yapmalıydık demeniz yoksa siz ama bu akşam fırcalamadan yatsa ne olur dememeniz.inanın bunları becerdiğiniz zamanlar cocuğunuz diğer kötü olayları daha kısa sürede unutacak.ben bunları 1 ve 2 cocuklarıma böyle öğrettiydim.Canım kadar cok sevdiğim 3.kızıma uyguladım başardıydımda ama anne yüreği arada kolayına mı geldi yoksa evladına eziyetmi olduğunu zanetti bilmiyorum ne mi oldu sonuç ilk başlarda uygulamaya başlayan kızım diyecem öz kızım olmasada ben onu özüm gibi sevdiğimden hep kızım diye hitap ettim ilerleyen zamanlarda unutmaya yüz tuttu. Gerci haksız yanlarım olmadı değil oldu belki hep hayatta karsılaşacağımız ortak mücadelede annenin beyninde canlandırdığı kıyaslanmalarla karsılaştırılmıştım ondan mıdır kızımın cocukca yaptığı bir hareketi bende o kişiye özleştirdim bir anda hataydı kabul diyorum ama kızıma canımı hiç düşünmeden tüm bedenimi hibe edeceğimi bilen anne tarafından bile sen yalandan bana göstermelik sevmişin demesi en zoruydu benim için. Nüfus cüzdanından evli kısmını sildirmek değil bence o kişiyi hayatınızdan cıkartmak Öncelikle aklınızdan beyninizden daha doğrusu yüreğinizden cıkartmalısınız.Sadece cocuğunuzun babası olarak gördüğünüz vakit birde fazla diyaloga girmediğiniz de sizi yönlendiremediği zaman silinmiştir. ”Dünyada kusursuz iki insan vardır. biri ölmüştür,biride doğmamıştır.”Elvete kusurlarımız var yok değil ama kusurlarımızın farkına vararak en aza indirmeye calışmalıyız.

Şimdi bir yandan uzayan hukuk mücadelemle boşanmaya ve tüm haklardan karşı tarafı mahrum bırakarak kızımın velayetini almaya çabalıyorum.demişsiniz Bırakın tüm haklardan karsı tarafı mahrum bırakmaya calışmayın, sadece kızınızın velayetini alarak en iyi sekilde yetiştirmeye bakın o tanısın babasını zamanı geldiğinde kendisi desin benim babam bunu yaptı diye hukuk mücadelenizide saygıyla karsılıyom derler ya davulun sesi uzaktan hoş gelir sizin sorununuzda bize hoş gelir diye düşünmeyin bu hukuk mücadelesi ne kadar uzarsa hem sizin hem kızınız hemde çevrenizde sizi sevenleri çok yıpratacak buna izin vermeyin lütfen ben bunun ceremesini cekiyom Kadınsı gurur vardır ya bunu yapmayın ben sizi tanımam ama arkadaşınız olsaydım sizin bende duymak istediğinizi söylerdim ama yasadıklarımdan biliyorum ne mi oldu bana ben tükendim anlatmak,uyguladıklarım ve istediklerim ifade ettiğim kişi tarafından zihninde canlandırmak istediği gibi anlaşıldı bir konu acıldı tekrar atlattım ne demek istediğimi anlar gibi oldu diğer bir konuyu actı acık acık tekrar anlattım başka bir konu acıldı onu da nedemek istediğimi anlattım ama hep başa döndük tartştık çünkü eskiyle yeniyi bir terazinin ayrı kefelerinde tarmaya calıştı ,birinin uyguladığı kötü çirkin uygunsuz hareketleri diğerinin yani benim ifade edip uyguladıklarımı animasyonlarla kafasında canlandırarak doğru olduğumu sezgilerimin doğru cıktığını görmesine rahmen teraziyi dengeledi, onun için derim ki bir an önce adli sureci bitirip evladınızla sizi sevenlerinizle hayatınıza devam edin unutun gecmişi,hayatta elbet bazı konular eşleşecek ama bunları eskiyle özdeşleştirmeyin LÜTFEN.

Cevapla
Meriç Gizem KOYUTÜRK 23 Mart 2011 - 11:35

Ümit Bey,
Yazılarımla ilgili düşünceleriniz ve yorumlarınız için teşekkür ederim.
Sitenin temalarını içeren “evlilik,çocuk,boşanma” konuların hiçbirini yaşamadım. Zira doyasıya yaşadığım çocukluğumu devam ettirmek için geç, evlilik için daha erken bir yaşta olduğumu düşünüyorum.
Yazılarımı gözlemlerim, duyumlarım,paylaşımlarım ve çevreme karşı fazla oluşan farkındalığımla duygularımı harmanlayarak oluşturuyorum. Yazılarımın hepsini yazarken yaşıyorum; yaşadığım için yazmıyorum. Hangi karakteri içeriyorsa o olmaya çalışıyorum. Kadın oluyorum, erkek oluyorum, çocuk oluyorum… Onların dünyasını oluşturup yansıtmaya çalışıyorum.
Amacım okuyucuların yazılarımdan birkaç cümlede bile olsa kendinden izler bulması; anlaşılmadığını düşündüğü konularda çoğu zaman dile getiremediklerini yazıda okuyup kendini yorumlaması; farklı bakış açılarıyla yaşananları kıyaslaması ve okuyuculara yeni bakış açıları oluşturabilmek. Ne kadar başarılıyım bu tartışılır; ama kendimce bir şeyleri ifade etmeye, anlatmaya çalışıyorum.
Yazılarımla okuyuculara, site takipçilerine bir şeyler katmaya çalışıyorum; ama aslında bu sitede paylaşılan her şey benim hayatıma, bana çok şey katıyor, bu bir gerçek. Hayatımla ilgili önemli bir karar olan “evlilik kararı”nı aldığımda burada paylaşılan yaşanmışlıkların bana çok iyi bir rehber olacağı kesin. İtiraf etmek gerekirse çaktırmadan burada paylaşılan tecrübeleri sömürerek kendi hayatıma iyi bir rotada devam etmeye çalışıyorum 🙂

Cevapla
umit 28 Mart 2011 - 21:43

Bu sitede yazan arkadaşlar ve benim gibi düşüncelerini buralarda yorumlayan kişiler olarak gercekleri hayallerimizden farklı olarak yansıtabiliyozmu.Bence hayır bakın acıkca yazıyorum bence hayır diye.Hayatınızla ilgili önemli bir karar olarak belirtiğiniz evlilik kararı bir gün eger alırsanız buradaki örneklerle almayın,bunlar hayatımıza giren kötü yanlar.Ben size bir abi olarak dilim döndüğü kadar bir kac deneyimimden örnek vereyim,yanlış anlamayın bir kac deneyimmim derken bayan arkadaş sayısı olarak demiyorum, hayatıma bu güne kadar bir kişi girdi, inanın, değer vermek derseniz en üst derece neyse onu verdim.İyi günde değil onun sıkıntılı günlerinde onun yanında olmak istedim inanın olduğumada inanıyorum,kişilerin nasıl hamleler yapacaklarını özellikle biz erkeklerin sert biçimde terslenmediğimiz bayanlara karsı nasıl adım adım hamleler yaptıklarımızı (mesleğim gereği insanları çok iyi tanırım,sezgilerim cok kuvetlidir vede yanılmadım hiç 20 seneyi cıkarsak 20 seneden beri ) ,Leb demeden Leblebiyi anladım kısaca, onun bazı konularda başarıya cıkabilmesi için maddi ve manevi çok şeylerimi verdim onu çok sevdim ve de seviyorum ama,,, yapılan iyilikler konuşulmaz onu da bilirim.
Sizinle her seyini paylaşacağına,
Size seni seviyorum derken göz bebeğinin büyüyeceğine,
Size sabahları sadece günaydın veya hayırlı günler msj.atacağına veya arayarak soracagına,(uyandığında bile ilk aklına gelen kişi siz olduğunuzdan )
Sizinle nasıl ilgileniyorsa ailenizle öyle ilgilenen ve saygı göstereceğine ,
Rahatsızlandığınızda sizin baş ucunuzda oturarak değil ayakta sararmış bir biçimde bekleyeceğine,
10 sene önceki özleminizi size yasatmaya calışacağına,
bunlar gibi bir cok seyi yapabileceğine inandığınız kişyi bulduğunuz an işte o o kişidir.

Cevapla
Meriç Gizem KOYUTÜRK 05 Nisan 2011 - 16:49

Ümit Bey,
Deneyimlerinizi paylaştığınız ve önerileriniz için çok teşekkür ederim. Yönlenmem konusunda faydası olacağı güzel söylemler takılı kaldı kulağımda inanın.
Ben bu sitede anlatılanları kendime örnek alıyorum; ama aynı hatalara düşmemek, aynı yaşanmışlıkları yaşamamak için.
Herkesin Allah gönlüne göre versin, hak etmediği şeyleri sevdiğine inandığı kişiden darbe alarak yaşamasın. Hayatta insanın beyninden atacağı en zor şey olsa gerek sevdiğiniz insanın size yaşattığı güvensizlik duygusu. Temennim kimsenin yaşamaması…

Cevapla
UMIT 20 Nisan 2011 - 00:14

Herkesin Allah gönlüne göre versin, hak etmediği şeyleri sevdiğine inandığı kişiden darbe alarak yaşamasın.
Hayatta insanın beyninden atacağı en zor şey olsa gerek sevdiğiniz insanın size yaşattığı güvensizlik duygusu.

İnanın yukarıdaki sözlerinizle içimdeki duyguları dile getirmişsiniz. Teşekkür ederim.

Cevapla
umit 07 Ağustos 2011 - 02:22

GÜVEN kelimesini şimdi daha da iyi anlıyorum.Her zaman bahsettiğim canımdan daha çok sevdiğim bir aşkım vardı.Aşkımın benden önceki yaşatısından buğüne kadar süre gelen zamanda yaşadığı sıkıntıları bir an önce çözüp yeni sıkıntılara meil vermeden, hayatımıza bir nokta koymamız gerektiğimizi en son görüşmemizde kararlaştırmıştık ben ona aylardan beri yanında olduğumu ona seni seviyorum defalarca diyerek ona olan GÜVENİMİ ona kadınım kelimesini diyerek defalarca göstermiştim.Ben ondan sadece çevresinde bulunan hataları olan bir bayan arkadaşı da demeyeyim tamamen halka arzolmuş bir arkadaşını hayatından cıkarmasını istemiştim ama bana neden se 1 yıl dan beri yemin ederek yani günü kurtaran yalanlar söyleyerek görüşmediğini söylüyordu.Bana gelince neden istemiyordum o arkadaşı dediğim gibi halk ka arzolmuş bir bayandı ihalelere bile gerek yoktu ihaleye katılanın üstünde kalıyordu.Bende merak edip araştırdığım vakitte ne göreyim, meğersem bana görüşmüyom diyen aşkım daha oturup bir seyler için karar verdiğimiz günden 15 gün önce bırak konuşmayı gezmişler evine götürmüş,birlikte evden cıkıp gitmişler, onun gibi olacağına aklımın ucundan bile geçirmem ona ayak uydurmayacağına su an bile her seye bahse girerim bakın su an bile diyorum.Neden acaba bunla arkadaşlığını devam ettiriyor demeden de duramıyom o da ayrı bir sey her kes düşünür gebeliği ne diye bu arkadaşına vay neden araştırmışsım güvensizlikmiş bu gülüyorum şimdi ben onunla yuva kurmayı planlamıştım yarın koluma girmiş gezerken yolda birinin aaa su bayan bizim…. bayanın yanındaki bayan değilmi diye sersenişlerini duyduğumuz vakit iyi mi olur milletin ağzı torba değil ki veya seni tanısında öyle kişiliğin hakkında konuşsun ben böyle düşünüyorum.benim bunu araştırmam mı yoksa bu kişiyle arkadaşlık yapıp çevrene her seyden önce kendine ve ailene olan saygınlığınmı….

Cevapla

Yorumunuzu Bekliyoruz !