Anasayfa Sizden Gelenler Dul Kadının Topuk Sesleri

Dul Kadının Topuk Sesleri

Yazar: Ayşe Türkmen

Toplumdaki dul, sola, yalnız ne tabir edilirse edilsin, boşanmış yalnız annelerden biriyim.
Çocuğumu yalnız büyütmeye çalışıyorum.

Türkiye’nin sayılı kurumlarından birinde çalışmaktayım. Üniversite mezunu, hakkını hukukunu bilen hatta başkalarının hakkını kanun önünde de savunan.

Üniversite mezunu olup şehirde de çalışsanız, köyde olup tarlada da olsanız kadın her yerde aynı. Usta Nazımın dediği gibi sofrada yeri sarı öküzden sonra.

Toplumda hala cinsel bir obje. Erkekse her yerde erkek. Hayır hayır ayrımcı değilim ben. Tüm yaşadıklarıma rağmen, acılarımın gölgesinde, yeniden evlenip mutlu bir evlilik yapacağım, kızımı o evlilikte büyüteceğim inancını yeşertiyorum içimde.

Ama dün soğuk bir yel esti iş yerimde. Topuk seslerim sebep olmuş bu yele. Bu çağda üstelik dedirtecek bir düşünce. Topuk sesi etkiler, tahrik edermiş erkeği, giymeyecek yada daha az sesli bir ayakkabı giyecekmişim. Hayret ettiniz değil mi? Etek , elbise, askılı büluz falan olsa neyse, bu konuşmaya sebep masum topuk sesleri.

Daha öncede böyle çatlak sesleri üst yönetimde dile getiren müdür arkadaşları duymuş, siyasi söylemdir canım demiş gülmüştük. Oysa dünkü esen yel siyasi değil tümüyle erkeksiydi. Rahatsız oluyorum çalışamıyorum, etkileniyorum gibi bahaneler altında çalındı kulağıma. Hatta pat diye yüzüme söylendi, terbiyesizleşildi.

Olacak şey miydi bu. onca kadın topuklu giyerken. Sadece ben değil, evli bayanlarda bekar bayanlarda giymekteyken o tür ayakkabıları niye, neden benimki tahrik etmekteydi mesai arkadaşımı. Üstelik daha sesli ayakkabısı olan evli arkadaşa değil de bu tavrı niye banaydı?

Dul olmak, yalnız olmak bu kadar mı göze batar dedim kendi kendime. Allaha dua ettim, dul olsam da böyle bir erkekle evli olmadığım için, bu denli aç hissetmediğim için şükrettim derinden.

İşin özü dulsanız, evli ya da bekar arkadaşlarınızın değil sizin ayakkabılarınız dert olur birilerine.

TOPUK SESİ ETKİLER Mİ? Diye sorarsanız etkilemez bence.
Ama yaşadıktan sonra dünü sorarsanız eğer
BİR DULUN TOPUK SESİ ETKİLER Mİ? Diye
ETKİLER, ETKİLER derim size düşünmeden.

Ama yinede tüm zorluklarına rağmen kendime saygımı kaybettiğim bir evliliği sürdürmektense,
Topuklu ayakkabılarımla mutluyum ben.

BU YAZILARA DA GÖZ ATABİLİRSİNİZ

12 Yorumlar

meri 07 Ekim 2010 - 18:07

Anladığım kadarıyla çok önemli bir yerde görev yapmaktasınız Ayşe Hanımcığım. O kadar önemli bir yere eften püften insanlar da alınmıyordur her halde. Ama bu örnekte olduğu gibi bulunulan konum bazı erkeklerin nerede ne konumda olursa olsun o “iğrenç erkek” kalıbından çıkmasına engel değil malesef. Bu kadar mı aç cinselliğe; kendine topuk sesiyle bile hakim olamayacak kadar?
Eşi, kız kardeşi,annesi de giymiyor muymuş? Onlardan da mı etkileniyor? Yoksa sadece dul bayan olmak mıdır etken? Ama haklısınız toplumumuzda yerleşmiş bir zihniyet daha doğrusu zihniyetsizlik var: dul bayanlar eşlerinden ayrıldıktan sonra cinsel yönden aç olurlar; çünkü yalnızdırlar. Biz adam olmayız olmayız. Bu zihniyetleri değiştirmek mümkün değil. Her geçen gün de artmak da aksine ve ben bekar bir bayan olarak erkeklerden olabildiğine uzak duruyorum zarar görmemek için değil ama sinirlerimi bozup zarar vermemek için…

Cevapla
Neroş 08 Ekim 2010 - 13:49

Merhabalar Ayşe hanımcığım.Yazılarınızı takip eden bir okuyucunuzum.(Bu sitenin tüm yazılarını bilgilenme adına takip ediyorum)Son yazınızı hayret ve şaşkınlıklar içinde okudum.Yazıklar olsun ve bizler artık neye,kime ve nasıl güveneceğiz diye düşündüm.Ben de 25 yıl görev yaptım ve emekliyim.Farklı şehirlerde,farklı kişiler ve kişiliklerle birlikte çalışmama rağmen böyle abes bir etkilenme şekli duymadım,görmedim.
Yazınıza konu olan bu bey dua etsin ki saygın bir işyerinde ve saygın insanlarla birlikte ve de şehir merkezinde çalışıyor.Kırsal bir kesimde bu adamı hayal bile edemiyorum.Şehir merkezinde TOPUK SESİNDEN etkilenen bir insan; kırsal kesimde koyunun melemesinden,atın kişnemesinden,eşeğin anırmasından…VS mutlaka etkilenirdi.Tanrı bu adama şehrin göbeğinde iş nasip etmekle kırsaldaki korunmasız hayvanların namusunu kurtarmış.
Umarım siz bu olaydan sonra da topuklu ayakkabı giymeye devam edeceksiniz.ETMELİSİNİZ DE.
Tanrım;Sizi,çalışan tüm bayanları ve benim de çalışan evlatlarımı bu zihniyetteki adamlardan korusun.

Cevapla
aslı 10 Ekim 2010 - 16:19

Sayın Ayşe Türkmen,
yıllar yıllar önce Büyük şehirlerimizin birinde lunaparkta bulunan balerin aleti eğlenmek için parka gelen erkekleri tahrik ettiği için kaldırılmış ve yerine niyedir bilinmez balerin kaldırılıp “TOP” konulmuştu. Gene benzer bir olay da reklam sektöründe yaşandı. Bilinen ayran markalarından biri inekleri futbol oynarken, dans ederken kullanmıştı. Reklamlardaki ineklerin memeleri erkekleri tahrik ettiği için RTÜK’e gelen istekler üzerine reklam yayından kaldırıldı. Köpeklere, keçilere, kedilere, eşeklere tecavüz ediliyor ne yazık ki! Kimler mi? İşte sizin mesai arkadaşınız gibi insanlar!topuk seslerinden etkilenenler.
Önemsemeyin, bence. İnsan olarak bile kabul etmeyin böylelerini.
(En azından ben öyle yapıyorum.)
Siz yine topuklu ayakkabınızı giyin.
Bu zihniyete inat.
Sevgilerimle

Cevapla
REMZİYE 20 Ekim 2010 - 12:41

merhabalar ayşe hanım.bende bugün boşanma kararı almış biriyim.hemde çok ağır şiddet görmüş bi halde.kendimi nasıl hissettiğimi bile bilmez bir haldeyim.herşeyi bırakıp giderim kimse karışamaz derken çocuğum koz olarak kullanıldı bana.elbetteki bu karardan dönmiycem ama çocuğumdanda vazgeçemem.içim öyle karanlık,aklım öylesine bulanıkki.nefes alınca bile canım acıyor.çalışan bi bayanım işe hertarafım mos mor bihalde geldim herkes ona lanet ederken bense kendime kahrediyorum.nasıl bukadar saf olabildim sadece yüreğimin sesini dinleyerek hareket ettim diye.var olan aklımı kullanmadım.nekadar etkili bi laf bilmiyorum ama okadar pişmanımki…..

Cevapla
remziye hanıma özel 22 Ekim 2010 - 09:00

remziye hanım,
çocuktanvaz geçmeyeceğim duygusu ile heba edip durmayın ömrünüzü. siz hayatınızı kurun bence. evlatlar işini bilir nerde rahat ederse oraya gelir.
siz canınızın kıymetını bilin.inanın çok üzüldüm. yüreğim acıdı. dualarım sizinle olacak. arada yazın.ve yaşadığınız yeri değiştirin lütfen. manyak bir kocanın neler yapabileceğini bilen biri olarak psikolojik baskının da fiziksel şiddet kadar etkili hatta zaman içinde daha tahrip edici olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. Evlatlar için verilen mücadeleye sagılıyım ama bir yere kadar. sanırım avrupalılar haklı biz işin dozunu biraz kaçırıyoruz. sizi kucaklıyorum. rabbim yardımcınız olsun.

Cevapla
Ail Oral 22 Ekim 2010 - 17:05

güzel bir site olmuş kurucularını tebrik ediyorum

Cevapla
Neroş 23 Ekim 2010 - 12:45

Remziye Hanım;
Öncelikle, yazdıklarınızı okurken anlamaya çalıştım ama anlayamadım.Üzgünüm.Bu dönemde size yaşatılanları bir bayan,bir anne olarak kabullenmek zor.Bunu yapanın da çocuğunuzun babası ve her gece yatağınızı paylaştığınız eşiniz olması acı veriyor insana.Geçmiş olsun,sağlıklar diliyorum.
Şunu unutmayın:Hiç kimse ve hiçbir şey VAZGEÇİLMEZ değildir.Çalışan bir bayansınız,kimseye muhtaç olmadan yaşam mücadelesini yürütebilirsiniz buna inanıyorum.Yeterki siz kendinize GÜVENİN.Boşanmayla beraber yanınızda kocanız olmayacak AMA vücudunuzda ve RUHUNUZDA darp izleri de olmayacak.Allah yardımcınız olsun.

Cevapla
meri 23 Ekim 2010 - 19:51

Remziye Hanım,
Yaşadıklarınız ve şuan çabucak geçmesini istediğiniz süreç hiç kolay olmadığı gibi üzücü de. Bir tarafta sarsılan bir onur; bir tarafta bir zamanlar aşkla belki de tutkuyla bağlı olduğunuz; ama şimdi çözemediğiniz bir adam; diğer tarafta savunmasız, sizinle şekillenecek hayatı elinizde olan küçücük bir yürek…
Ben bekarım. Yazdıklarımı okuyunca bekara boşamak kolay gelir diyebilirsiniz belki; ama yine de bir düşünün yazdıklarımı.
Sizin dik duruşunuzu yok ettiyse; sizden çoğu şeyi kopardıysa-sevgiyi, saygıyı,fedakarlığı, iyiniyeti; kişilik haklarınız suistimal ediliyorsa; sizi siz olarak bırakmadıysa; belki de en önemlisi sizi örnek alan küçük yüreğin yüzüne morluklarınızı görmesin diye bakamayacak duruma geldiyseniz o evlilik evlilik; o koca koca, o baba da baba değildir artık.
Değil ki siz çalışan ayakları yere maddi yönden rahat basan bir bayanmışsınız, ilk yaşadığınız da tepki gösterip önlemeniz gerekirdi bunu. İllaki evladınız için bunca zaman ertelemişsinizdir o önemli kararı vermeyi. Onun en az zarar göremesini istediğinizdendir susmanız bunca zaman biliyorum. Her ne kadar bir anne olmasam da muhteşem bir anneye sahibim ve bir annenin evladı için neler yapabildiğini ondan yaşayarak öğrendim ve öğreniyorum. Ama benim annemden hayata dair öğrendiğim daha doğrusu kendime örnek aldığım en önemli şey “Senin şekillendirdiğin bir yürek varsa; hayata sımsıkı tutunduğunu, ayakta tek başına da dimdik durduğunu, kendinden ödün vermeden yaşayabildiğini her koşulda göstermelisin. Göstermelisin ki o da neler yaşayacağı belli olmayan hayatında tek başına da zorluklarla baş edip kendini savunabileceğini senden öğrenmiş olsun.”
Çocuğunuz için bunca zaman susmuşsunuz; ama bence çocuğunuz için artık harekete geçme vakti. İleri de sizin yaşadıklarınızı yaşamaması, aynı hatalara düşmemesi için ona örnek olup kırılan onurunuzu toparlamalı, dimdik ayakta durup, hayata bundan sonra o küçük eli tutarak beraber devam etmelisiniz. Mücadeleniz kırıcı ve hatta yıkıcı olabilir; ama asla yılmayın. İnanıyorum ki bunu atlatacak güce sahipsiniz sadece biraz kendinize güvenmeniz gerekiyor. O güven için de biraz aynanın karşısına geçip kendinizle konuşun ve yaşadıklarınızla yüzleşin. Ama ne olursa olsun geriye dönmemeye söz verin. Unutmayın yıkıntının üstüne yeni bir inşaat kuramazsınız. Göreceksiniz işe yarayacak.
Bol şans yeni yaşantınızda…

Cevapla
ela atalay 27 Ekim 2010 - 14:00

merhaba yazılarınızı okurken öncelikle şunu fark ettim hepimizin tek suçu kadın olmak. Bende 6 yıllık bi evliliğin ardından 5 gün önce evi terk ettim gerekçelerim bana göre ağır diğer insanlara göre basitti. Şimdi boşanmayı düşünüyorum 5 yaşında bir oğlum var. Ama herkes o kadar çok (oğlunun iyiliği için bir şans daha ver)cümlesini kuruyor ki aldığım karar sallanıyor nolur bana yardım edin. kiminle konuşacağımı bilmiorum. geçen onca zamanın ardında içimde bir damla sevgi kalmamışken bu adamla nasıl evli kalabilirim. oğlumun iyiliği için seviyorum oyunu oynamaya daha ne kadar dayanabilirim. Lütfen bi yol gösterin o kadar çaresiz hissediyorum ki kendimi. şimdiden yorumlarınız için çok teşekkürler.

Cevapla
ceynaz 23 Kasım 2010 - 12:14

Merhaba Ela, dışardaki insanlar senin özelinde ne yaşadığını bilmez, bilemez. Sebeplerim bana göre ağır diyorsun ve mutlaka sana gerçekten ağır geldiği için bu tabiri kullanıyorsundur. Herşeyi aman düzenim bozulmasın aman alışkanlıklarımdan vazgeçmeyeyim diye sineye çekiyoruz. Hayatımız alt üst olur diye düşünüyoruz. Ama nerden bilebiliriz ki belki hayatımızın altı üstünden daha iyidir bırakalım da alt-üst olsun (Elif Şafak- Aşk kitabı okumanızı şiddetle tavsiye ederim) Eğer böyle bir karar verdiyseniz ve bu kararı uygulayacak cesareti kendinizde görüyorsanız emin olun ki oğlunuz için daha iyi olacaktır. Uygulayacağınız her türlü kararda Allah’ın yardımcınız olmasını dilerim. Sevgiyle kalın.

Cevapla
arg_ 26 Kasım 2010 - 08:28

merhaba…
benimde remziye hanım yada diğer kadınlar gibi destege, fikire ihtiyacım var.ne yapmam gerektiğini bilmiyorum. öfkesini kontrol edemeyen bi eşim var. iyiken dünyanın EN İYİ İNSANI ama kötüyken ondan daha lanet bi insan olduğunu sanmıyorum. duygusal aldatmayı yaşadım, fiziksel şiddeti yaşadım yaşıyorum, duygusal baskıyı yaşadım yaşıyorum ve ben daha 25 yaşındayım bunları kaldırabilicek kadar güçlü değilim. hayatım hep mutluluk içinde geçmişti bunları hakedicek ne yaptım ben. boşanmak istiyorum ama korkuyorum, eşimi çok seviyorum düzelicek inancımı hiç kaybetmeyeye çalışıyorum ama her kavgada evdeki eşyalar kırıldıkça benimde içimde bi şeyler kırılıyo o anlarda ondan nefret ediyorum. sonrasında toparladığını sanıyo tatillere gidiyoruz. geziyoruz, bol bol para harcıyoruz ama içimdeki kırıklıklar ilk boşlukta yüzeye çıkıyo. kalbim hiç iyileşmicek sanırım. dün akşam yine kıyamet koptu. kız istemeye gelirken getirilen güller vardır ya iki yıldır saklıyodum dün onları kırdı benim özenle koruduğum ne varsa onlara zarar veriyo. biliyo onlar için çok üzülüceğimi bilerek yapıyo canımı acıtmak için. bütün gece ağladım gözlerim artık net görmüyo ama şimdi işyerindeyim ve insanlara gülümsemek zorundayım o kadar zor ki bu. boşanıp tek başıma ayakta durabilirmiyim, işyerimde çalışmaya devam edebilirmiyim, hayatım nasıl bi şekil alır.lütfen bana bi fikir verin gerçekten zor durumdayım.

Cevapla
gül 29 Aralık 2010 - 14:01

Ayşe hanım öncelikle yaşadıgınız olay üzüldüğümü dile getirmek isterim..
ama erkekleri topuklu ayakkabıların hatta ayak bileklerinin tahrik ettiği aşıkardır. bu sebeble size bunu söyleyen insan tahrik olmuş olabilir fakat bunu dile getirmesi ve siz dul bir kadın oldugunuzu düşünerek söylemesi onun saygısızlıgından kaynaklanıyor…

Cevapla

Yorumunuzu Bekliyoruz !