Anasayfa Boşanma ve Çocuk Boşanmanın Ergenler Üzerindeki Etkileri

Boşanmanın Ergenler Üzerindeki Etkileri

Yazar: Editör

Doğumdan itibaren çocuk etrafını saran fizik ve sosyal çevreye uyum savaşım verirken bu çabasında en büyük desteği ana babasından almaktadır ve aile ilişkilerinin çocuğun yaşamında ne denli önemli olduğu bilinen bir gerçektir. Boşanma, çocuğun gelişiminde en önemli etmen olan “tam aile (normal aile, tipik aile)”ye son veren ve çocuklar üzerinde yaşam boyu etkilerini duyurabilecek bir olay olmaktadır .

Ergenlerin aile ortamı ve içinde bulunduğu sosyal çevredeki dengesizlik onlarda huzursuzluk ve sağlıksız bir kişiliğin oluşmasına neden olmaktadır. Ana baba ayrılığı çocuğu mutsuz kılmakta ve bu çocuklar büyük çoğunlukla gerek çocukluk gerek ergenlik döneminde uyumsuz, hırçın, kötümser, saldırgan davranışlar gösteren, “problem-çocuk”, “problem-genç” olarak ortaya çıkmaktadırlar.

Yetişkinlikteki kişilik bozukluğu, nevroz, suçluluk ve intihar girişimleriyle, dağılmış aileden gelmiş olmak arasında ilişki bulunduğu saptanmıştır.

Bir kişinin bir krize karşılık verme yöntemi, o bireyin şu anki gelişimsel döneminin istekleri ve sınırlılıklarıyla ilişkilidir. Ergen için ayrılık ve boşanma normal gelişimi kolaylaştırabilir ya da zorlaştırabilir .

Ailesinden ayrılarak bağımsızlığını oluşturma ergenlik döneminin karakteristiğidir. Sağlıklı, bütünleşmiş kimliğin gelişmesi için aileye bağımlılığın yavaş yavaş azalması gerekmektedir. Kazanılacak bağımsızlık ergen-ebeveyn ilişkisinin doğasına bağlıdır. Ergende bağımsızlık üç alanda gerçekleşmektedir; emosyonlar, davranışlar ve değerler (values). Emosyonel bağımsızlık, bireyin yakınlaşma ve sevgi hislerini ev dışındaki bireylerle de doyurmaya başlamasıyla başlar. Davranışsal bağımsızlık, kişisel davranışları hakkında karar verme sorumluluğunu almasıyla başlar. Değerlerin bağımsızlığı, yanlış ve doğruyu algılama ve yaşam stilini belirlemeyle başlar. Bağımsızlık için mücadele hem ergen hem de aile için zor anlardır. Ayrılma süreci, bir ebeveynin yokluğunda daha zor olabilir. Ergen evden ayrılma çabasında iken, aileler duygusal destek arayışı içinde olurlarsa, durum daha zor olabilir .

Ana ya da baba öldüğünde çocuk onu yüceltirken, boşanmada evden ayrılan ebeveyn değerini yitirebilmektedir. Böylece çocuk yitirdiği kişinin aslında önemli birisi olmadığına kendisini inandırmaya çalışmaktadır. Bazen bunun tersi de olabilmektedir. Çocuk terkeden ebeveyne duyduğu öfkeyi bilinç dışında tutabilmek için onu yüceltmektedir. Ancak, her iki durumda da abartılmış anababa imgesi çocukta önemli özdeşim sorunlarına yol açmaktadır.

Ergenler ailelerin ayrılığına ve boşanmalarına kendi yaş gruplarına özgü eşsiz bir dizi endişe, öfke, suçluluk, kaygı ve korkuyla karşılık vermektedirler. Ergen bu tür aile problemlerinden utanç ve sıkıntı duymaktadır. Bu nedenle sıkıntılarını en yalan arkadaşlarıyla bile paylaşamamaktadır. Ailenin ayrılmasından veya boşanmasından kendisini sorumlu hissetme konusunda ergenler daha küçük çocuklara göre, daha az suçluluk duymaktadırlar ve ailelerini daha gerçekçi değerlendirebilmektedirler. Bu artan objektiflik genellikle ergenlik dönemince başarılan gelişimsel bir görevdir.

Ergenlik döneminde, “Nasıl benzersiz olurum?” ve “Diğerleriyle nasıl ilişki kurarım?” sorulan yanıtlanmaya çalışılmaktadır. Ergenler, çevrelerinde kendilerine pozitif ve gerçekçi bir kendilik fikri sağlayacak kişilere ihtiyaç duymaktadır. Kendini değerlendirirken, bu beklentisine cevap bulamaması onu çatışmaya sürüklemektedir. Bu nedenle, boşanmış ailelerden gelen ergenler, kişilerarası ilişkilerde akranlanmn sahip olduğu güven ve inançtan yoksun kalmaktadırlar.

Pek çok genç, boşanmış anababalanna, kendilerine boşanma karan ile ilgili bilgi vermeye yanaşmadıklan için ve özellikle de doğrudan kendilerini ilgilendiren konularda görüşlerini bile sormadıklan için ebeveynlerini suçlamaktadırlar.

Kopmuş aile bağlan, boşanmış ya da ölümle parçalanmış ailelerde, ekonomik durumlardaki güçlük, problemleri arttırmakta ve yoğun yaşanmasına neden olmaktadır. Günümüzde çocukla yalmz kalan kadının yaşam standardının düştüğü bilinmektedir. Ergenlik dönemindeki boşanmış aile çocuğu , geleceği ile yakından ilgilenmekte ve özellikle gelecekteki ekonomik durumlannın kötü olacağından endişelenmektedir.

Sık sık iki ev oluşturmanın mali güçlüğü ayrılık veya boşanmayla mücadele etmeyi zorlaştırmaktadır. Ailenin ekonomik durumundaki bu değişiklik çok farklı bir yaşam biçimiyle sonuçlanabilir. Bu değişiklikler, boşanmanın travmatik doğası kadar can sıkıcı olabilir. Bir çalışmadan elde edilen sonuçlar boşanma soması uyumsuz çocukların %50’inin boşanma soması gelirlerinde %50’lik bir düşme olan ebeveynlerin çocukları olduğunu göstermektedir. Diğer bir çalışma, gelir kaybının babamn evden uzaklaşmasından daha zarar verici olduğunu göstermiştir. Babanın ekonomik desteği davranışsal sorunların azalmasını sağlamaktadır.

Araştırmalar, boşanmanın bir sonucu olarak, gençlerin ebeveynleri arasında sık sık bir bağlılık çatışması yaşadıklarını göstermiştir. Boşanma durumundaki ana baba, çocuğu bilerek ya da bilmeyerek kendi çekişmelerinin ortasına atmaktadırlar. Çoğu kez yan tutmaya, kimi zaman da ara buluculuk yapmaya zorlamaktadırlar. Bazen eşlerden biri, ötekim kötüleyerek, kendini haklı çıkarmaya, çocuğu kazanmaya çalışır. Kimi zaman anneler, çocuklarını babaya göstermeyerek öç almaya çalışırlar. Bundan çocuğun etkileneceğini düşünmezler. Bazı durumlarda da, özellikle anne, çocuğun öbür tarafi ziyareti esnasında orada olup bitenleri etraflıca öğrenmek istemektedir. Ergen, bu durumda ne yapacağım bilememekte, orada hoş vakit geçiriyorsa, kendisini kurtarmak için yalan söylemekte ve bunu yaşamının diğer yönlerine de bulaştırmaktadır. Ebeveynler arasındaki rekabet, zamanla çocuğu sevme yarışına dönüşür ve iyi ana baba olduklarını kamtlamaya çalışırlar. Tüm bunların sonucunda, genç artık ana babasına karşı bağlılığım yitirmiştir ve onların kendisini kontrol etmesini istememektedir. Bu yüzden ev dışında doyum bulma çareleri arar ve dış çevreye yönelir.

Bir çok araştırmacı, boşanmış ana babaların ergenlik çağındaki çocukların, akran etkilenmelerine, sapmış davranışlara daha yatkın ve fiziksel sağlıklarının daha bozuk olduğunu ve bunun da stresin bir sonucu olduğunu belirtmektedirler. Yine bu çocukların, duygusal acılar yüzünden akademik başarıları düşmektedir. Daha büyük yaşta ebeveyn ayrılığı yaşayan ergenlerin, daha erken yaşta yaşayanlara göre daha fazla olumsuz etkilendikleri de saptanmıştır. Bunun nedeni, geç boşanan aile çocuklarının bu duygusal travmayı atlatması için daha az zamanlan olması ve de boşanma öncesindeki ebeveyn çatışmasını daha çok yaşaması olabilmektedir.

Aile yapısına yönelik incelemeler intihar girişiminde bulunan çocuk ve ergenlerin büyük kısmının parçalanmış ailelerden geldiğini ortaya koymuştur.

Çalışmalar şunu göstermiştir: Kendisi için en önemli olan ana baba ya da akrabasını, kendisi için önemli inşam kaybetmiş, “önemli bir kayıp” yaşamış gençlerde intihar riski daha yüksektir. Bu kayıp belki ölüm, belki boşanma, terk etme gibi nedenlerden ileri gelmiştir.

Genellikle pek çok çalışma çocuklann ve ergenlerin çoğu için en zor dönemin ayrılmanın gerçekleştiği dönem olduğunu gösterir. Boşanma sırasmda ergenlik döneminde olanlann önemli bir kısmında kaygı tepkisi gözlenmektedir. Boşanmanın kısa ve uzun vadede etkileri vardır. Boşanmanın gençlerin huzuru üzerindeki geçici olumsuz etkisi, boşanmanın kendisinden değil, olayı çevreleyen stres, düzensizlik ve artan çatışmadan kaynaklanmaktadır. Aile daha sakin, düzenli ve güvenli bir gidişi yakaladığında problemlerin pek çoğu azalmaktadır.

Boşanmanın kısa süreli etkisi her çocukta farklı olmaktadır. Bazı çocuklar diğerlerine göre daha fazla güçlük çekmektedirler. Genellikle boşanmanın çocukluk veya erinlik ve ergenlik döneminde gerçekleştiği ailelerde, erkek çocuklar, daha küçük çocuklar, aile dışındaki çevrede destekleyici ilişkiler kuramayan çocuklar, karşı cinsten ebeveyniyle kalan çocuklar ve problemli çocuklar, kız çocuklara, daha büyük çocuklara, aynı cinsten ebeveyniyle birlikte yaşayan çocuklara oranla daha fazla problem yaşamaktadırlar.

Pek çok çalışma, boşanma sırasında anneyle yaşayan erkek çocukların zarar gördüklerini söylemektedir. Çünkü anne tüm duygusal gereksinimlerim erkek çocuğu üzerinde gidermeye çalışabilmektedir. Erkek çocuğun kadınsal bir ortam içinde yetişmesi, anaya aşın bağlanması çocuğun topluma uyumunu güçleştirir ve gelişiminin normalden sapmasına yol açabilmektedir. Ancak erkek çocukların babayla birlikte yaşamalarında da herhangi bir fayda olmadığı öne sürülmektedir. Bunların yerine kız ve erkek ergenler her iki ebeveynin güvencesinde olduklarında daha olumlu bir gelişim söz konusudur. Uzun süreli izleme araştırmaları, hem ana hem de baba ile düzenli ilişki sürdürebilen ergenlerin ileri yaşlarda daha az ruhsal uyumsuzluklar yaşadıklarını belirtmiştir.

Kız ya da erkek çocuğun birlikte yaşamadığı babasıyla iletişimi, boşanmanın olumsuz etkilerini azaltmamaktadır. 13 yaş ve soması, baba rolünün gittikçe etkinleştiği ve önem kazandığı bir dönemdir. Baba, çocuk ve dış dünya arasında aracı durumundadır. Babanın rehberliği olmadan çocuk sağlıklı ilişkiler kuramamaktadır.

BU YAZILARA DA GÖZ ATABİLİRSİNİZ

1 Yorum

Sennur Güzel 15 Haziran 2017 - 22:47

Merhabalar,eşimle ayrılmayı düşünüyoruz.Ben ve iki kızım çanakkale de eşim istanbul da yaşıyoruz.eşimin hayatında biri var.büyük kızım 16 yaşında ve bunu bi şekilde duydu.ve şu an ne desem ne yapsam olmuyor.bazen geçmişe bazen gelecege nefretle bakıyo.birçok şeyde ben sana demiştim diyo.napmalıyım.diğer kızım da 4 yaşında bu arada.herşeyden nefret eder durumda.lütfen bana yardımcı olun.

Cevapla

Yorumunuzu Bekliyoruz !