Anasayfa Boşanma Psikolojisi Beklenmedik Zarf…

Beklenmedik Zarf…

Yazar: Meriç Gizem KOYUTÜRK

 

Garson şarabımı tazelerken gözlerim birkaç masa ötedeki rezerve edilip  romantik bir şekilde hazırlatılmış şık bir masa ve masada on beş dakikadır tek başına  oturan siyah şık bir elbise ve kırmızı topuklu ayakkabı giymiş, bukle bukle saçları omuzlarına düşen sade makyajını kırmızı rujuyla canlandırmış çok hoş görünen kadındaydı. Çevresine karşı duyarsız, soğuk duruşunun ardında gizlediği benliği ortaya çıkmasın diye kimseyle göz göze gelmemeye çaba harcar gibiydi. Eli sürekli çantasındaki telefonuna gidip geliyor, ya saate bakıyor ya da beklediği biri var onu arayıp aramamakta gel-gitleri yaşıyordu. Kadın gel-gitler arasında çırpınırken garson kadının bir şey söylemesini beklemeden bir kadeh kırmızı şarabı servis edip kenara çekildi. Kadın bir anlık tereddüdün ardından belki de zamanı doldurmak istercesine şarabı yudumlamaya başladı. Yüzünde bekleyişin tedirginliği, sabırsızlığı; gözlerinde romantik masanın gecenin devamında kendisine sunabileceklerinin hayali okunuyordu. Garson kadının masasına doğru yaklaşıp hiçbir şey söylemeden bir zarf bırakıp uzaklaştı. Kadın kısa bir şaşkınlığın ardından zarfı açtı, bir iki satırı okuyup telaşla etrafına bakındı. Anlam veremediği durumu netleştirmek istercesine yudumladığı şarabın ardından yazılanlara gömüldü:

“ Onlar ermiş muradına biz çıkalım kerevetine. Gökten üç elma düşmüş biri sana biri bana biri…” diye mutlulukla biten masallardaki gibi olsa keşke her şey. Sevmek zor, aynı ölçüde sevilmek daha zor. En zoru ise dağılan pembe toz bulutlarının ardından ayakların yere basmaya başlayınca “Ama sevdiğim kişi bu değildi ki!” cümlesini sarf ettirecek hayal kırıklıkları ve kalp kırgınlıklarıyla yüzleşmek ve onları omuzlayıp sonunu kestiremediğin yolda nasıl ilerleyeceğine karar vermek.

Nedense yapı olarak çok heyecanlıyız severken, sevilirken. Yüreğimizde mutluluk kelebekleri uçuşurken, ayaklarımız yerden kesildiği için olsa gerek gerçekleri görmekten öyle uzaklaşırız ki. Karşımızdaki kişiyi değil, o pembe ortama yakıştırdığımız, yarattığımız kişiyi severiz. O yüzden derler ki “Aşıkken değil, aşık olduğun insanla evlen.” diye. İnce bir nüans, büyük bir fark.

Yaptıklarım yapacaklarıma garantiyken durup gerçeği görmemdi bende değişiklik olarak gördüklerin. Aslında yoğun yaşarken yüreğimde, dilimde seni; senin, yapmadıklarından dolayı frenlemek zorunda olduğum duygularımdı senin değişti dediğin duygular. Duygu yoğunluğu içindeyken ben, beni anlamak istemez tavırların ve ben “biz”im için bir şeylerin mücadelesini verirken tek başıma senin kılını kıpırdatmaz edalarındı yeni sandığın beni ortaya çıkaran.

Hayatımızdaki olumsuzlukları, pürüzleri sen olmadan yok etmem imkansız. Bunu sana gösterip çözümler sunarken, senin her şey yolundaymış gibi mutluluk oyunları oynaman, vurdum duymaz tavırlar sergileyip ötelemen beni, bizi, sorunlarımızı yıprattı beni. Ben, mücadele etmekten, tek başıma çırpınmaktan, tek başıma fedakarlık etmekten, en önemlisi tek taraflı sevmekten yoruldum. Tek başıma konuşup dinlemekten, yanımda olmana rağmen yalnız olmaktan, iki kişilik birliği tek başıma sırtlamaktan yoruldum.

Çok fazla mı güven aşıladım, çok fazla mı önemsedim, çok fazla mı değerli kıldım seni bilmem. Bir kez tuttuğum elini bırakmayacağımı, her zaman yanında olacağımı bilmen mi seni bu kadar güçlü kıldı? Belki de tüm bu duyguları yoğun bir şekilde doldururken yüreğime sana da aynı ölçüde hissettirmemdi hatam. Belki de bendeki seni yüceltirken olabildiğine sendeki benin ne durumda olduğunu sorgulamamam, gözlemlemememdi hatam. Belki beni kaybetme korkusunu biraz yaşasaydın kimi zaman sesli kimi zaman sessiz çıkan çığlıklarımı, haykırışlarımı dikkate alırdın.

Bundan sonra ne ben eski seni ne sen eski beni yerine koyabilirsin. Değiştirdiğin duygularımı ötelemem, senin çığlıklarıma rağmen yaptığın gibi vurdum duymaz olup görmezden gelmem imkansız. Biraz daha mücadele etmeye, biraz daha sorunlara göğüs germeye ne sabrım ne isteğim kaldı. Sevmek için yarattığım seni kaybetmemek için mücadele ederken sevilmek için yaratılan benin önemsenmediğini kabullenmem yıllarımı alsa da hayatımın geri kalanında sadece kendim için yaşamayı yeğliyorum. Bundan sonra da yanındayım demem gerekirken sevgim için, yüreğimdeki kırgınlıklardan dolayı senden uzaklaşıyorum. İki kişi başlayıp tek başıma devam ettiğim yolda senin varlığınla yalnız ilerlemektense gerçekten yalnız ilerlemeye karar verdim. Basit bir elveda ile noktalayabilirim bu mektubu; ama sen daima hoşça kal.”

Kadın gözleri yaşlı mektubun son satırlarını okurken garson kadının önündeki tabağın üstüne bir kırmızı gül bıraktı. Kadın gülü eline alıp sessiz ağlarken garson yanıma gelip kulağıma sessizce fısıldadı “Eşiniz iyi görünmüyor Semih Bey. Söylediğiniz gibi taksiyi şimdi mi çağıralım?”.

BU YAZILARA DA GÖZ ATABİLİRSİNİZ

14 Yorumlar

UMİT 27 Ekim 2011 - 11:32

Yazılarınızı beğenerek ve zevkle okuyorum. Kaleminizden dökülen her satır güzel ve acı birer anımı tazeliyor.Özellikle yazınızdaki şu paragraf bazen kendime neden böyle yaptım dedirtiyor kendi kendime;
Çok fazla mı güven aşıladım, çok fazla mı önemsedim, çok fazla mı değerli kıldım seni bilmem. Bir kez tuttuğum elini bırakmayacağımı, her zaman yanında olacağımı bilmen mi seni bu kadar güçlü kıldı? Belki de tüm bu duyguları yoğun bir şekilde doldururken yüreğime sana da aynı ölçüde hissettirmemdi hatam. Belki de bendeki seni yüceltirken olabildiğine sendeki benin ne durumda olduğunu sorgulamamam, gözlemlemememdi hatam. Belki beni kaybetme korkusunu biraz yaşasaydın kimi zaman sesli kimi zaman sessiz çıkan çığlıklarımı, haykırışlarımı dikkate alırdın.

Cevapla
guest 24 Kasım 2011 - 09:09

MERHABALAR
BOSANMA DILEKCESINI DAKTILOYLA YAZMAK/YAZDIRMAK ZORUNDA MIYIM? BILGISAYARDA HAZIRLAYIP GOTURUP AILE MAHKEMESINE VERSEM OLMAZ MI?
ACIL YARDIMCI OLUR MUSUNUZ LUTFEN

Cevapla
zeynep 27 Aralık 2011 - 23:09

geç bir cevap ama…bilgisayarda yazsanızda olur sıkıntı olmaz…

Cevapla
berkay yılmaz 03 Ocak 2012 - 08:42

bence çivi yazısıyla yaz yada hiyeroglofik yazıyla oda olmassa en azından çince yaz

Cevapla
nesli HAN 05 Nisan 2012 - 11:09

çok güzel bir yazı ellerinize yüreğinize sağlık… çok duygulandım ve kendi yaşantım gözümün önünden geçti. Aynı duyguları bende hissediyorum; ben ve ailem eşime çok değer verdik , o da sandı ki ben çok değerliyim vazgeçilemem. Halbukisi onun yerinde kim olursa olsun değer verilecekti, çünkü kızlarının eşi olduğu için verildi değer; ben, ailem için değerliydim o da değerli oldu. Bu ben ve ailemin kişiliği ile , görgüsü ile ilgiliydi ama karşı tarafı farkında olmadan yazıdaki gibi fazla değerli kıldım “Belki de bendeki seni yüceltirken olabildiğine sendeki benin ne durumda olduğunu sorgulamamam, gözlemlemememdi hatam.”

Cevapla
nesli HAN 24 Nisan 2012 - 12:49

ve şu sözü de çok doğru bulurum “Karşınızdakine kendinizden fazla değer verirseniz ya onu kaybedersiniz, ya da kendinizi mahvedersiniz.” malesef ki böyle oluyor, oysa ki insanın sevdiğine değer vermesinden daha doğal ne olabilir ?! Ben sevdiğime, aileme,sevdiklerime değer veririm, onları mutlu etmek , güldürebilmek için çaba harcarım , onlar mutlu olunca bende mutlu olurum. Eşime de hep böyle davrandım, sevgimi göstermekten çekinmedim, iltifat ettim şımarır mı diye düşünmeden tersine kendine güvenli olsun istedim 3 yıl sonra baktım ki, hep ben ona sevgi gösteriyorum,değer veriyorum, o ise tersine despotlukla baskı altına almaya çalışıyor,beni kırmaktan üzmekten çekinmiyor, kırılacağımı biliyor ama nasıl olsa barışır düşüncesinden dolayı kırmaktan çekinmiyor. Ve işte artık benim de dayanacak gücüm ve isteğim kalmadı, boşanıyorum..

Cevapla
Mathilde 30 Mayıs 2012 - 12:42

Merhaba,
Su an Ankara Adalet Sarayi Aile Mahkemesinin hakiminden onay bekliyorum.beklerken de bosanma-evlenmeyle ilgili bazi evraklari arastiriyorken siteye ve dolayisiyla yaziya ulastim.

Evet, ben o cok deger verilerek haddinden fazla simartilan, esinin kiymetini bilmeyen, disarida mutluluk kaynadigini, aslinda her seyin daha fazlasini hakettigini dusunen kadinim. 9 aylik bosanmanin ardindan mahkeme koridorlarinda anlamsizca beklememin sebebi ise esimle tekrar evlenecek olmam. Anlamak icin ayrilmam gerekti. Siz siz olun, benimki kadar cetrefil, hukuki ve yorucu sureclere girmeyin ve deger gordugunuz, sevip sevildiginiz ve kendiniz olabildiginiz iliskinin icinden, karsidakinin yureginden cikmayin.
Herkes benim kadar sansli olmaz, herkes benim esim gibi hosgorup kucagini acmaz ve elindeki tek gulle kaybettiklerine, sahipken hic farkinda olmayip hirpaladiklarina yanar.

Beni sevmeni o kadar cok seviyorum ki…
Iyi ki varsin.

Not: artik kiymet bilen simarik kadin

Cevapla
Şeyma 03 Haziran 2012 - 00:36

Ben de bosanma asamasindayim suanda… Yaziniz ayni sekilde beni de duygulandirdi cok begendim. Benim iliskimin baslarinda da ilk once ben deger gordum, cok sevildim.. Daha sonra ben onu onun beni sevdiginden daha cok sevdim deger verdim bunu ona goserdim fazla hissettirdim sanirim. Evlenmeden once bunun farkina varmistim ama duzelir sandim herseyin daha kotuye gidecegini nereden bilebilirdim ki? Evlendik ve bir gun bile dogru durust mutlu olamadim. Bana asik olan, beni cok seven, benden daha cok biran evvel evlenmek isteyen, bana ileriye yonelik inanilmaz guven veren insan bir baktim aynen yukaridaki karsi taraf oluvermis. Benim sesimi duymayan biri.. O kocaman aski sevgisi bitivermis daha 5-6 aylik evliyken.. Benim ailemde benim icin, kizlari icin deger verdiler ona. Fazla sevgi alaka insanlari bozuyor demek ki… Suan hic hak etmedigim bir donemden cok kotu bir sekilde geciyorum. Daha dogrusu yasiyorum henuz gecemiyorum, belkide daha yasayacagim kotu seylerin cok basindayim…

Cevapla
MUTLU YILLAR SANA 18 Haziran 2012 - 20:24

Beklenmedik bir zarf gibidir hayat bazen. Ben o zarfı biliyorum hayatımı alt üst etti. Ama hayat mücadeleye değer önüne sunulan zarf ne şekilde gelirse gelsin zarfın içinden bazen çiçek bazen de tehditler önemli değil yaşama hakkımızı elimizden alamazlar ya onun için güzel.O zarfı yollayanlar elbet bir gün kendilerine de gelecek iadeli tahahütlü zarfı düşünememişlerdir. Zarf gelmese bile o haksızlığı acaba Allah affedecek mi? Rahat uyuyabilecek mi kendisine verilen değerin karşısında verdiği ruhi bunalımı. Allah affetsin diyorum………

Cevapla
Eycin 16 Temmuz 2012 - 10:37

Şeyma merhabalar…
seninle aynı süreçlerden geçiyoruz…18 Şubat 2012 tarihinde evlendim…33 yaşında , hayatta evlenmem diyen o kadınlar grubunun en başını çeken bir kadınken, bende çok sevildiğime inanarak evlendim…..çünkü, eşim bana bu güne kadar bana kimsenin vermediği ve demediği o sihirli sözü demişti….biz seninle birlikte öleceğiz….ne dram ne gam ne keder….daha 10 günlük evliyken, balayından gelmişiz, yan komşunun kızı için boşamak istedi….benim tüm dünyam başıma yıkıldı…kavgalar elbet olur, lakin boşanma isteği….boşanma talebi…ve bunun araştırılmaya gidilmesi beni darma duman ettii…..aşktan kör olmuş gözlerim, aşktan yanan yüreğimle bunu atlattık sandık, sonra bir baktık kavgalar dahada bir şiddetli ve daha bir sert geçmeye başladı….bu sefer ben seni boşuyorum demeye başladım ve daha bu perşembe ne oldu biliyormusun kendisine kazık atan arkadaşı sebebiyle biz birbirimize girdik ve bana sen kim oluyorsun dedi…şuan kardeşimin yanındayım…şehri terk ettim dün ve hala aranmıyorum…ben ayrıca ailem özellikle annem kendisiyle evlenmememi istemezken, bizimkilere rest çekip evlendim….ve yine bir kavga sırasında ben gelinliğimi yaktım…bunca badireye rağmen ben herkese övdüm onu…en iyi taraflarını reklam ettim…ve bizimkiler ona bayılıyorlar ve annem güzel gözlüm diye üstüne titriyor….ben şuan araftayım..ne yapacağımı bilmiyorum ve sağlıklı düşünemiyorum…yalnız bu değer verme konusunda demek istediklerim var sözü çok uzattım kusuruma bakma…ateş düştüğü yeri kavuruyor!!! kendini bilen kişi için verdiğin değer baş tacı….lakin özsaygısı düşük, ve kendini bilmeyen için verilen değer ise şuan hepimizin ortak yaşadığı…..sevgiyle umarım hakkımıza hepimiz için hayırlısı olur….

Cevapla
gamze 22 Ekim 2012 - 14:17

bence hep karşımızdakini suçlamak yerine biraz da öz eleştiri yapabilsek, bir sorun varsa tek taraflı değildir diye düşünebilsek, bu kadar acımasız olmasak,değer vermek kötü bir şey değil ki bundan pişmanlık duyalım.değer vermek ayrıdır kendinden taviz vermek ayrıdır.KEŞKE EMPATİ KURABİLSEK

Cevapla
gamze 22 Ekim 2012 - 14:22

BOŞANMAK BÖYLE KOLAY OLMAMALI.BAŞKA ÇÖZÜMLERİ YOK MU.BELKİ AİLE DANIŞMANI.BELKİ BAŞKA ÇÖZÜMLER.BİRAZ ZAMAN TANIYIN BİRBİRİNİZE. çOCUKLAR VARSA ONLARA DA YAZIK.BOŞANMAK ŞEYTANIN GÖZÜNÜN NURU.ALLAH IN SEVMEDİĞİ HELALDİR.BENDE ÇOK ŞEYLER YAŞADIM SİZİN YAZDIKLARINIZDAN DA FAZLA AMA BOŞANMADIM.HALA MÜCADELE EDİYORUM.BOŞANMANIN CİDDİYETİNİ BİLMİYORUZ BİZ

Cevapla
ömr 26 Ekim 2012 - 18:50

“mathilde” hanım, yazdığınızı okurken keşke dedim benim eşimde böyle bir farkındalık yaşasa ve onu ne çok sevdiğimi, varımı yoğumu ona harcadığımı, ömürlük planlar yaptığımı görebilse ve bana geri dönse… Bu beni mutlu eden bir hayal :):), sizi gerçekten ne kadar tebrik etsek azdır, insanın kendisini böyle düzeltebilmesi mükemmel birşey, çok cesurca. Keşke hikayenizi daha ayrıntılı bilme şansımız olsa. Bir de şunu merak ediyorum, nasıl oldu da bunun farkına vardınız? allah birlikteliğinizi bozmasın, gerçekten imrendiren birşey…

Cevapla
Ergül 06 Kasım 2012 - 22:24

Sadece ‘Beklenmedik Zarf’a hitap…

Acı veriyor, üzüyor fazlasıyla…

Anlatmak ne zor. Anlatabilmek, başlı başına erdem. Söz, kifayetsiz çoğu zaman…

Hayat ‘ben’ penceresinen görebildiklerimizle sınırlı. Sınırları aşmak, ‘sen’ pencerisinden nasıl görünüyor acaba sorusunun cevabını arama niyeti ile ilgili….

Fırtına sandığımız çoğu rüzgarlarımızla boğuşurken, kasırgalar arasında sürüklenen nicelerinin farkında mıyız acaba?

Alınmayan mektuba dökülen göz yaşının mektubun müellifi olması ne tuhaf ironi… Yazar, eser, nihayetinde dökülen göz yaşı aynı menbadan. O halde uzaklaşıyorum” isyanı, ‘sen’ pencerisini hiç görmeyen bir bakış açısı olmaz mı?

Benim pencerem hiç kapanmadı. Penceremden bakmaya talip oldu mu? Oldu zannettim…

Eser, yazar, kalem, karar bir.. Yazdım, okudum, kalemimi kırdım, uzaklaştım… Bihaber, bir pencerenin önünde şaşkın, üzgün, buruk, kırık… NE OLDU ŞİMDİ?

Cevapla

Yorumunuzu Bekliyoruz !