Anasayfa Boşanma ve Çocuk Babasına Yabancılaştırılan Çocuklar için Neler Yapılabilir?

Babasına Yabancılaştırılan Çocuklar için Neler Yapılabilir?

Yazar: Necil Beykont


Boşanmalarda sıkça rastlanan, ancak bugüne kadar konu edilmemiş bir olgu var:

Çocuğun ebeveynlerinden birine (istatistiklere göre çoğunlukla babasına)  “yabancılaştırılması”.

Çok büyük çoğunlukla dememin sebebi, hem bu durumun istatistikler  ile kanıtlanmış olması, hem de velayetin çoğunlukla anneye bırakılmakta olması. (Çok istisnai durumlarda,  anneyle ilgili bariz sakıncaların baba tarafından kanıtlanabildiği haller ve karşılıklı anlaşmalarda az sayıda da olsa velayetin babaya bırakıldığına rastlanıyor.)

Peki ne demek bu “yabancılaştırılmak”?

Neden oluyor?   Belirtileri neler?  Sakıncaları  neler?

Boşanma söz konusu olana kadar babası ile son derece güzel ve sağlıklı ilişkileri olan çocuklar nasıl oluyor da babalarına yabancılaşıyorlar ve onları bir düşman gibi görmeye başlıyorlar? Neden babalarını aramaz, telefonlarına cevap vermez, görüştüklerinde de babalarının sevgisine karşılık veremez hale getiriliyorlar?

Bu durum ülkemizde olduğu gibi dünyada da çok yaygın. Ülkemizde henüz irdelenmese de bir çok gelişmiş ülkede üzerinde bilimsel çalışmalar yapılmış bir “sendrom”.

Buna “Parental Alienation Syndrome” demişler. Türkçe’de “Ebeveyne Yabancılaşma Sendromu” olarak adlandırabileceğimiz bu durumu tarif edecek olursak;

Dile getirilen veya getirilmeyen düşünceler, hareketler, tavırlar ve davranışlar ile bir çocuğun duygusal tacize-saldırıya maruz bırakılması diyebiliriz. Çocuğun beyninin yıkanarak diğer ebeveyninin düşman olduğunu zannetmesi. Çocuğun önünde diğer ebeveyne kötü sözler sarf etmekten, diğer ebeveyn ile görüşmesinin engellenmesine, bunun için önceden başka faaliyetler hazırlanmasına kadar uzanan diğer ebeveyne karşı haksız bir iftira ve karalama kampanyasının yürütülmesi. Programlayan (beyin yıkayan) ebeveynin aşıladıkları ile çocuğun kendi katkılarının karışımı sonucu, hedeflenen ebeveynin kötülenmesi.

Bir başka tarife göre ise; Ebeveyne Yabancılaşma Sendromu (EYS), çocuğun annesini de babasını da sevmeye ve her ikisi tarafından sevilmeye olan büyük ihtiyacının ebeveynlerden biri tarafından bilinmemesi halinde yüklenmeye zorlandığı bir yük. Anita Vestal EYS’yi Çocuğun bir ebeveyni tamamen “iyi” olarak algılarken, diğerini ise tamamen “kötü” olarak algılaması rahatsızlığı olarak tanımlıyor. “Kötü” ebeveyn nefretle dışlanırken, “iyi” olan sevgiyle yüceltiliyor.

Sonuçta ne oluyor biliyor musunuz?

Çocuğa sorduğunuzda babasıyla görüşmeyi istemediği, onu sevmediği ve bunların kendi fikirleri olduğu cevaplarını almaya başlıyorsunuz. Yani çocuk o kampanya yüzünden düşünce sistemi tamamen annesi tarafından şekillenmiş bir hale geliyor.

Evet, bir çocuğun hayatındaki en önemli iki varlık olan “anne” ve “baba”dan birini elinden almış oluyorsunuz. Öldürmüyorsunuz ama öldürmekten daha kötüsünü yapmış oluyorsunuz.

“Baba”yı çocuğun kalbinden siliyorsunuz.

İşte bu duruma “duygusal taciz-saldırı” denmesinin sebebi de bu.

Peki insan bir çocuğa, “üstelik kendi çocuğuna” böyle bir şey yapabilir mi? Nasıl olur? Neden yapar?

Bilim adamlarına göre bu tür insanlar, maalesef kendi kişisel gelişimlerini tamamlayamamış ve çocuklarını birer “birey” olarak görme yeteneği olmayan kişiler. Çocuğu bir birey değil de kendilerine ait bir varlık olarak görecek kadar ben-merkezci oldukları için  çocuklarının üzerindeki tam kontrol ve hakimiyeti kaybetmeye asla izin vermiyorlar. “Baba ihtiyacı”, “baba sevgisi” gibi kavramları anlamaları pek mümkün değil. Çocuğun babasına karşı ne duygular besleyeceğini de kendileri belirlemeye çalışıyorlar. Çocuğun yaşına, zekasına, aklına ve yaradılış özelliklerine göre bu çabalarında belli başarılara ulaşıyorlar.  Örneğin eski eşine yani çocuğunun babasına karşı öfke ve intikam duyguları ile dolu olan bir anne, bu duygularını çocuğuna aşılıyor ve onun da babasına karşı benzer duygular ile dolmasına neden oluyor.

Ülkemizde boşanan ailelerde çocuğun velayeti büyük çoğunlukla anneye bırakılıyor. Yani baba, çoğu boşanmada “çocuğu ile görüşme saatleri mahkemece belirlenmiş ebeveyn” olmak zorunda kalıyor. Anne çocukla uyanıp, tüm gününü uyku zamanı gelinceye kadar onunla geçirirken, baba çocuğundan yoksun uyanıp hayatını onsuz geçirmeye mahkum oluyor.

Eğer anne, “baba ihtiyacı”, “baba sevgisi” gibi kavramları anlaması mümkün olmayan, çocuğun babaya karşı ne duygular besleyeceğini kendisi belirlemeye çalışan annelerden biri ise problem başlıyor.

Babasız büyümek durumunda kalan çocuklarda okulu terk, meslek ve iş sahibi olamama, uyuşturucu alışkanlığı, zihinsel ve psikolojik hastalıklar, cinsel tacize hedef olma gibi sorunlar daha sık ortaya çıkıyor. İdeal şartlardan daha azı ile yetinerek de olsa, çocuğunuza koruyucu, kollayıcı, kültürünüze uygun bir model olarak yol gösterici baba figürü sunmaya çalışmanız, onun için büyük önem taşıyor.

Bu yüzden “görüşme saatleri mahkemece belirlenen ebeveyn” değil, HAYATI PAYLAŞAN BABA olmanız gerekiyor.

Peki bu nasıl mümkün olacak?

Gücünüz ve otoriteniz kısıtlanmışken nasıl başarılı olabilirsiniz? Sorumlu bir baba ve uzaklaşılmak istenilen bir baba arasındaki o ince sınırı nasıl koruyabilirsiniz?

Önce bu yeni yaşam şekliyle nasıl başa çıkabiliriz; buradan başlayalım.

1. Düzenli ve sürekli bir görüşme belirleyin ve buna sadık kalın.

2. Beraber olduğunuz zamanda neler yapacağınızı önceden planlayın, çocuğunuzun da fikrini ve onayını alın. Çocuğuna iyi vakit geçirtmek zorunda olan bir kuklaya da dönüşmeyin. Öylesine oturup konuştuğunuz, kendiliğinden yönlenen zaman dilimleri de olsun ki, ilişkiniz doğallığını korusun.

3. Annesi mazereti olmaksızın çocuğunuzu almanız gereken yerde olmaz, görüşmenizi kasten engellemeye çalışırsa polise başvurup çocuğunuza mutlaka ulaşmaya çalışın. Sonuç alamazsanız avukatınıza danışın.

4. Çocuklarınız annelerinin etkisinde kalarak size soğuk davranırsa, hiç fark etmemiş gibi davranın, sıcak ve anlayışlı bir baba olmayı sürdürün. Bir süre sonra çocuğunuzun doğal haline dönme ihtimali olduğunu unutmayın.

5. Çocuklar uzak bir şehirde veya ülkede ise hep iletişim içinde kalın. Haftalık düzenli telefon görüşmesi, mektup, mail gibi iletişim olanaklarından yararlanın.

Çocuklarınız yanınızda iken;

1. Anneleri hakkında olumsuz konuşmayın, konuşturmayın. Anneleriyle olmalarının önemini ve gerekliliğini savunun.

2. Sizinle beraberken uymaları gereken kuralları koyun ve uygulanmasını takip edin.

3. Birden fazla çocuğunuz varsa her biriyle ayrı ayrı özel zaman geçirmeye çalışarak, onun sizin için özel ve önemli olduğunu hissettirin.

4. Fotoğraf ve video kayıtları ile beraber olduğunuz anları ölümsüzleştirin.

5. Onlara ait bir oda ayırmaya çalışın.

6. Arkadaşları ile olmak isterse izin verin. İki haftadır onu görmemiş ve özlemiş olsanız da, onun istek ve ihtiyaçlarına öncelik tanıyın. Ancak mutlaka ama mutlaka size de zaman ayırmasını sağlayın.

Ama asla;

1. Çocuktan taraf tutmasını istemeyin.

2. Eski eşinizi eleştirmeyin.

3. Annesi hakkında bilgi toplamak amacıyla onu soru yağmuruna tutmayın, casusluk yapmasını istemeyin.

4. Annelerine duyurmak istediğiniz mesajları ulaştırmaları için onları kullanmayın.

5. Alkol, uyuşturucu gibi kötü alışkanlıklar edinerek teselli aramayın.

6. Sorunlarınızı paylaşıp içinizi dökmek için çocuklarınızın terapistiniz olmalarını beklemeyin.

7. Boşanmanızın ayrıntılarıyla çocuklarınızı bunaltmayın.

8. Arkadaşlık ihtiyacınızı sadece çocuklarınızla karşılamaya çalışmayın. (Onlarla arkadaş gibi olmanın bir sakıncası yok, ama kendinize yaşıtlarınızdan oluşan bir arkadaş grubu edinin.)

9. En azından ilk yıl çocuklarınızla beraber olduğunuz zamanları yeni partnerinizle paylaşmayın. “Gördün mü, bizi o kadın için terk etti” diyecek bir eski eşiniz varsa onu haklı çıkarmış olursunuz.

10. Çocuklarınızın iki tarafın da yakın akrabalarıyla görüşmesini destekleyin.

BU YAZILARA DA GÖZ ATABİLİRSİNİZ

7 Yorumlar

Serdar Aslan 01 Temmuz 2010 - 19:31

Necil bey çok güzel yazmışınız elinize sağlık.Biz babaların başka yapacak haklarıda yok.Hep beraber bir araya gelip sesimizi duyurmadığımız sürece bizler mahkemelerde,icralarda,karakollarda,çocuklarımızı birkaç saat görmek için suçlu gibi çırpınıp dururuz.hepimize allah kolaylık versin.

Cevapla
Ali Özben 15 Ocak 2012 - 10:36

Tşk. yazınız için biz babaların derdini anlamışsınız. Maalesef mahkemeler velayeti anneye verdiği neyse görüşme saatlerini çok az tutmaktadır. Ben bu konuya itiraz ettim. Dosya Yargıtayda. Oğlumla görüşme süreleri çok az veyetersiz. Bu babaya yapılmış haksızlıktır. İnşallah düzelecektir…

Cevapla
mehmet 12 Aralık 2012 - 22:45

boşandığım kişi benim kullanmadığım bir takım çirkin sözler içeren çocuklarımın seslerini kaydedip beni karakola şikayet ediyor bu bir yabancılaştırma taktiğimidir cevablarınız için şimdiden teşekkürler

Cevapla
HASAN 02 Mayıs 2013 - 14:50

Bir baba olarak,anne ve ailesi çocuğumu hiçbir şekilde göstermiyor.mahkemenin esas kararı ile belli gün ve ayda çocuğun babaile münasebeti uygun görüldü kararı olmasına karşılık.Kararı hiçe sayarak maddi olarak babayı zor durumda bırakmak için icra memuru ile psikiyatris aracılığı ile görüş isteğinde babaya şart koşmaktalar( 10 yıl geçti ve birdefa dahi çocuğumu isterken yüksekses ve kabalık yapmadığım halde)b icra memur ve psikatris ücretlerini adliyeden harcını yatırmamı şart koşmaları sebebi ile mahkemeye defalarca şikayette bulundum.bir ay öncesine kadarda nafaka arttırımı için dava açmış çocuğu çok sık görmediğimi savunmaktalar delil olarak icra memmuruna ödediğim makbuz ödemeleri beyan ediyorlar..Bende cevaben icra memuru 150 tl.psikatrise 150 tl ödemeleri yanında polis istersen polis kendine bir çorba parası ister. kendi çocuğumu görmem için 500 tl ödemem gerekiyor.Nerede bu adalet.icra müdürüne dert yandığımda param yoksa çocuğumu göremiyecekmiyim dediğimde icra müdürünün verdiği cevap net PARAN YOKSA ÇOCUĞU GÖREMEZSİN çok rahatlıkla söylemesidir.Nafaka arttırımındada belirttim çocuğu memeurla almam için 500 tl harcamaktayım.asgari ücretli işçiyim ve 250 tl nafaka ödemesi + 500 tl çocuğu görmem için ödediğim para. Asgari ücretli çalışan olarak çocuğumu nekadar sıklıkla görebilme ihtimalini ve maddi imkansızlık sebebi ile çocuğumu görememe ihtimalide buna dahil.gerisini siz düşünün.Bilgi almak için danıştığım birimler yeteri kadar bilgisiz veya yanlış yöndirmekte.Adliyeyi ticaret kapısı olarak görmekteler..Ateş düştüğü yeri yakıyor. Bu arada bu şikayetimi defalarca, Adliyede mahkemede dile getirmiş olmama karşılık, çocuğu babasından kaçırılması ile ilgili olarak olumlu bir cevap henüz alamadım bilginize..

Cevapla
ertugrul sah 13 Ekim 2013 - 08:40

en yakin akraba ve arkadaslarima bile anlatamadigim inandiramadigim bu konuyu yazar cok guzel ifade etmis.tanimak isterdim.ne yazik ki ismi bile yok.acilarin en buyugu olmekten beter yaptilar beni.elim kulum bagli.

Cevapla
erkan akıncı 16 Kasım 2015 - 23:50

Yorumları okudum arkadaşlar yazmışlar bende çocuğumu göremiyorum icraya koydum ama yine göremiyorum gönderme dikleri için dava açtım adalet yok hakim ceza bile vermedi derdimi anlatım hiç birşey olmadı kızımı bana düşman gibi öğretmişlerdir arkadaşlar Türkiyede adalet yok hep kadından yana sen nafaka yatırma hapis hep erkeklere ondan sonra cinayet oluyor aile sosyal bakanlığı aradım boş

Cevapla
Abbas Yolcu 14 Ocak 2017 - 09:52

Ellerinize Yüreğinize sağlık mükemmel çalışmalar ancak 5 yıldır babaya karşı empoze olmuş çocuklardan artık umudumu kestim ne eski eşime ne de çocuklarıma tek bir fıske atmadım ama cani gibi dayakçı bir baba gibi empoze edildim ve ne yazık ki şunu da çok çok sonra öğrendim ki Onun evlilik esnasında başka erkeklerlede ilişkileri olmuş şunu da unutmamalı ki kendisi 10 yıl Kanser Tedavisi görmesine rağmen mahkeme dosyasında KANSER le ilgili hiç bir bilgi belge ve ifade de yoktu haydi buyrun şimdi çıkın işin içindn

Cevapla

Yorumunuzu Bekliyoruz !