Anasayfa Anlaşmalı Boşanma Anlaşmalı Boşanmada Yargıtay Kararları

Anlaşmalı Boşanmada Yargıtay Kararları

Yazar: Editör

Anlaşmalı Boşanma Davalarında Yargıtay’ın verdiği Kararlara Bu Sayfadan Okuyabilirsiniz.

T.C. YARGITAY
2.Hukuk Dairesi

Esas: 2005/6126
Karar: 2005/7139
Karar Tarihi: 02.05.2005

ÖZET: Anlaşmalı boşanmaya karar verilebilmesi için hakimin tarafları bizzat dinleyerek iradelerini serbestçe açıkladıklarına kanaat getirmesi ve boşanmanın mali sonuçları ile çocukların durumu hususunda taraflarca kabul edilecek düzenlemeyi uygun bulması şarttır. Hakim tarafların ve çocukların menfaatlerini göz önünde tutarak bu anlaşmada gerekli gördüğü değişiklikleri yapabilir. Bu değişikliklerin taraflarca da kabulü halinde boşanmaya hükmolunur. Hüküm fıkrasının 8. bendinde anılan mülkiyet ve intifa devirleri, duruşmanın yapıldığı tarih ile kararın kesinleşeceği tarih arasında yapılmasına, satışlar ve devirler fiilen gerçekleştikten sonra boşanma ilamının kesinleşmesine denilmiştir. Böylece kararın kesinleşmesi davacının inisiyatifine bırakılmıştır. Boşanma kararı şarta bağlı olarak verilemez. Mahkemece protokole müdahale edilmesi gerekir. Mevcut hali ile anlaşmanın uygun görülmesi ve buna dayalı olarak boşanmaya karar verilmesi doğru değildir. Bu açıklamalar doğrultusunda kararın bozulması gerekir.

(4721 S. K. m. 166)

Dava: Yukarıda tarihi, numarası, konusu ve tarafları gösterilen hükmün; Dairenin 16.12.2004 gün ve 13752 – 15197 sayılı ilamıyla onanmasına karar verilmişti. Sözü geçen Dairemiz kararının düzeltilmesi istenilmekle, evrak okundu, gereği görüşülüp düşünüldü:

Karar: Mahkemece tarafların beyan ve kabulleri ile protokol hükümleri gereğince boşanma kararı verilmiştir.

Türk Medeni Kanununun 166/3. maddesi uyarınca anlaşmalı boşanmaya karar verilebilmesi için hakimin tarafları bizzat dinleyerek iradelerini serbestçe açıkladıklarına kanaat getirmesi ve boşanmanın mali sonuçları ile çocukların durumu hususunda taraflarca kabul edilecek düzenlemeyi uygun bulması şarttır. Hakim tarafların ve çocukların menfaatlerini göz önünde tutarak bu anlaşmada gerekli gördüğü değişiklikleri yapabilir. Bu değişikliklerin taraflarca da kabulü halinde boşanmaya hükmolunur.

Hüküm fıkrasının 8. bendinde <Anılan mülkiyet ve intifa devirleri, duruşmanın yapıldığı tarih ile kararın kesinleşeceği tarih arasında yapılmasına, satışlar ve devirler fiilen gerçekleştikten sonra boşanma ilamının kesinleşmesine> denilmiştir. Böylece kararın kesinleşmesi davacının inisiyatifine bırakılmıştır. Boşanma kararı şarta bağlı olarak verilemez. Mahkemece protokole müdahale edilmesi gerekir. Mevcut hali ile anlaşmanın uygun görülmesi ve buna dayalı olarak boşanmaya karar verilmesi doğru değildir.

Bu açıklamalar doğrultusunda kararın bozulması gerekirken, ilk inceleme sırasında bu husus gözden kaçmış, hüküm yanılgı sonucu onanmıştır. Bu itibarla davalının karar düzeltme isteğinin kabulü ile dairemiz onama kararının kaldırılması, hükmün bozulması gerekmiştir.

Sonuç: Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 440 – 442 maddeleri gereğince davalının karar düzeltme isteğinin kabulü ile dairemizin onama karının kaldırılmasına, temyiz ve karar düzeltmeye konu edilen mahkeme kararının yukarıda gösterilen sebeple BOZULMASINA, temyiz peşin harcının ve karar düzeltme harcının istek halinde davalıya iadesine, 02.05.2005 gününde oybirliği ile karar verildi.

******************************************

T.C. YARGITAY
2.Hukuk Dairesi

Esas: 2006/1308
Karar: 2006/7577
Karar Tarihi: 15.05.2006

ÖZET: Davacı eşinden boşanma isteğinde bulunmuştur. Boşanma ve ferilerine ilişkin hükmün infazda karışıklık yaratmayacak nitelikte kurulması gerekmektedir. Mahkemece eşlerin anlaşmalarına konu olan taşınmazlarla ilgili tapu kayıtları mahallinden istenip, üzerindeki takyidatlar araştırılıp, şirket ve araçla ilgili kayıt getirtilip, protokolle mutabakat sağlanıp sonucu uyarınca karar verilmesi gerekir.

(4721 S. K. m. 166) (1086 S. K. m. 388)

Dava: Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen ve yukarıda tarih numarası gösterilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:

Karar: Davacı Ofelya Vasfiye Yoltay Medeni Kanununun 166/3. maddesi hukuki sebebine dayanarak eşinden boşanma isteğinde bulunmuştur. Boşanma ve ferilerine ilişkin hükmün infazda karışıklık yaratmayacak nitelikte kurulması gerekmektedir. (HUMK. md. 388/son) Mahkemece eşlerin anlaşmalarına konu olan taşınmazlarla ilgili tapu kayıtları mahallinden istenip, üzerindeki takyidatlar araştırılıp, şirket ve araçla ilgili kayıt getirtilip, protokolle mutabakat sağlanıp sonucu uyarınca karar verilmesi gerekir. Eksik inceleme ile hüküm kurulması doğru görülmemiştir.

Sonuç: Temyiz olunan hükmün gösterilen sebeple BOZULMASINA, bozma sebebine göre diğer yönlerin incelenmesine yer olmadığına, temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 15.05.2006 gününde oyçokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY:

Dava dosyasında anlaşmalı boşanmanın (TMK. m. 166 f. III) koşullarının oluşması sebebiyle hakim tarafından <anlaşmalı boşanmaya> karar verildiği konusunda değerli çoğunluk ile aramızda <görüş birliği> vardır.

Çekişme nedir?

Evlilik en az bir yıl sürmüşse bu aşamadan sonra <eşler> (=kadın ve erkek) boşanma konusunda <anlaşırlarsa> evlilik birliğinin temelinden sarsıldığı ve bu durumun ortak yaşamın devamını beklenemez hale getirdiğine ilişkin bir <yapıntı> kabul edilmiştir. (Ömer Uğur GENÇCAN, 4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu, Bilimsel Açıklama-İçtihatlar-İlgili Mevzuat, Yetkin Yayınevi, Ankara 2004, Kısaltma: GENÇCAN-TMK, s. 857)

TMK. m. 166 f. III hükmünde <taraflarca> kabul edilecek düzenleme söz konusu olduğundan anlaşmalı boşanmaya ilişkin düzenlemeyi kabul eden taraflar (hem erkek hem de kadın)> davacı-davalı> sıfatını kendiliğinden alır.

Görüldüğü üzere anlaşmalı boşanma ancak tarafların (kadın ve erkek) anlaşması ile olanaklıdır. O halde mahkeme kararında eşlerin (davacı-davalı) ve (davalı-davacı) biçiminde gösterilmeleri uygun olacaktır. (Ömer Uğur GENÇCAN, Boşanma Hukuku, Yetkin Yayınevi, Ankara 2006, Kısaltma: GENÇCAN-Boşanma-2, k 2. II, B, 2, b, aa.)

Nitekim Dairem eşlerin anlaşmasına dayalı boşanma davalarında bir bakıma (iki davacı ve iki davalı) olduğu görüşünü sergilemiştir. (Y.2HD, 15.3.1990, 11382-2844, Ömer Uğur GENÇCAN, Öğreti ve Uygulamada Boşanma, Tazminat, Nafaka, Yetkin Yayınevi, Ankara 2000, Kısaltma: GENÇCAN-Boşanma, s. 680-682)

Anlaşmalı boşanma ancak <tarafların> (kadın ve erkek) anlaşması ile oluşabildiğine göre hem kadın hem erkek davadan feragat edebilir.

Düzenlemenin bir tarafına davadan feragat hakkı verilirken bir tarafına davadan feragat hakkı verilmemesi;

– Anlaşmalı boşanma davasının mahiyeti,

– Kadın erkek eşitliği ile bağdaşmaz.

O halde anlaşmalı boşanma davasından feragati içeren <temyiz davasının davacısı> eşin dilekçesine değer verilerek hükmün bu sebeple bozulmasına ve tarafların evlilik birliğinin temelinden sarsılması sebebiyle boşanma (TMK. m. 166 f. I-II) davasına yönelik olarak varsa delilleri toplanarak sonucuna göre karar verilmesi gerekir.

Bu sebeplerle değerli çoğunluğun görüşüne katılmıyorum.

******************************************

T.C. YARGITAY
3.Hukuk Dairesi

Esas: 2004/8712
Karar: 2004/9486
Karar Tarihi: 21.09.2004

ÖZET: Somut olayda; tarafların boşanmasına ilişkin Ankara … Mahkemesinin … Sayılı dava dosyasında nafaka isteminden açıkça vazgeçildiği yönünde bir dilekçe veya tutanağa aktarılmış usulüne uygun feragat bulunmamaktadır. Buna karşın boşanma hükmüne esas alınan protokolün 2. maddesinde <…her iki tarafında nafaka ve tazminat hakları boşanma kararında saklı tutulacaktır…> yönünde sözleşme bulunmaktadır.
(4721 S. K. m. 175) (1086 S. K. m. 91, 151)

Dava: Taraflar arasında görülen nafaka davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

Karar: Dava dilekçesinde, boşanmakla yoksulluğa düşüldüğü, anlaşmalı boşanmada nafaka hakkının saklı tutulduğu ileri sürülerek yoksulluk nafakasına hükmedilmesi istenilmiş; mahkemece, tarafların boşanmasına ilişkin ilamda, yoksulluk nafakası istenmediği böylece nafaka takdirine yer olmadığı yönünde hüküm kurulduğu gerekçesiyle istemin reddine karar verilmiştir.

TMK. nun 175. maddesinde; boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek tarafın, kusuru daha ağır olmamak kaydıyla diğer taraftan nafaka isteyebileceği düzenlenmiştir.

HUMK. nun 91 ve devamı maddelerine göre de; feragat, iki taraftan birinin netice-i talebinden vazgeçmesidir. Bu vazgeçme beyanı dilekçe ile veya yargılama sırasında sözlü olarak yapılabilir. Duruşmada sözlü olarak ifade edilen feragat, tarafların huzurunda okunup imzalatılır (HUMK.mad.151/son).

Somut olayda; tarafların boşanmasına ilişkin Ankara 6. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2002/630 E. 541 K. Sayılı dava dosyasında nafaka isteminden açıkça vazgeçildiği yönünde bir dilekçe veya tutanağa aktarılmış usulüne uygun feragat bulunmamaktadır. Buna karşın boşanma hükmüne esas alınan protokolün 2. maddesinde <…her iki tarafında nafaka ve tazminat hakları boşanma kararında saklı tutulacaktır…> yönünde sözleşme bulunmaktadır.

Buna göre deliller toplanıp yoksulluk nafakası miktarı belirlenmek suretiyle karar verilmesi gerekirken delillerin yanılgılı değerlendirilmesi sonucu davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya uygun bulunmamıştır.

Sonuç:
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 21.09.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

******************************************

T.C.
YARGITAY
2. HUKUK DAİRESİ

E. 2007/16486
K. 2008/16566
T. 3.12.2008

BOŞANMA ( Anlaşmalı – Evliliğin En Az Bir Yıl Sürmesi Eşlerin Birlikte Başvurması Ya da Bir Eşin Diğerinin Davasını Kabul Etmesi Halinde Evlilik Birliğinin Temelinden Sarsılmış Olduğu Kabul Edileceği/Koşulların Oluşacağı )

ANLAŞMALI BOŞANMA KOŞULLARI ( Evliliğin En Az Bir Yıl Sürmesi Eşlerin Birlikte Başvurması Ya da Bir Eşin Diğerinin Davasını Kabul Etmesi Halinde Evlilik Birliğinin Temelinden Sarsılmış Olduğu Kabul Edileceği )

EVLİLİK BİRLİĞİNİN TEMELİNDEN SARSILMASI NEDENİYLE BOŞANMA ( Anlaşmalı – Evliliğin En Az Bir Yıl Sürmesi Eşlerin Birlikte Başvurması Ya da Bir Eşin Diğerinin Davasını Kabul Etmesi Gerektiği )

4721/m.166/3, 184

ÖZET : Türk Medeni Kanununda, evlilik en az bir yıl sürmüş ise eşlerin birlikte başvurması ya da bir eşin diğerinin davasını kabul etmesi halinde evlilik birliğinin temelinden sarsılmış sayılacağı öngörülmüştür.

Mahkemece yasal bir yıllık süre şartının gerçekleşmemiş olması nedeniyle tarafların delilleri sorulup gösterdikleri takdirde toplanarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile davanın kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.

DAVA : Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hükmün kanun yararına bozulması Adalet Bakanlığının yazısı üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından istenilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR : Davacılar Ö.E. tarafından 15.9.1997 tarihinde N.E.’a karşı anlaşmalı boşanma hükümlerine dayanılarak açılan boşanma davasının kabulüne karar verildiği ve hükmün temyiz edilmeksizin kesinleştiği anlaşılmaktadır.

Türk Medeni Kanununda, evlilik en az bir yıl sürmüş ise eşlerin birlikte başvurması ya da bir eşin diğerinin davasını kabul etmesi halinde evlilik birliğinin temelinden sarsılmış sayılacağı öngörülmüştür. ( TMK.md. 166/3 )

Dosyada mevcut nüfus kaydından, tarafların 3.12.1996 tarihinde evlendikleri anlaşılmış olup, dava tarihine göre henüz bir yıllık yasal süre dolmamıştır.

Mahkemece yasal bir yıllık süre şartının gerçekleşmemiş olması nedeniyle tarafların delilleri sorulup gösterdikleri takdirde toplanarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile davanın kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.

SONUÇ :
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 427/6. maddesine dayalı kanun yararına bozma isteğinin açıklanan sebeple kabulü ile hükmün sonuca etkili olmamak üzere BOZULMASINA, 03.12.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.

******************************************

T.C.
YARGITAY
2. HUKUK DAİRESİ

E. 2007/1911
K. 2007/15180
T. 7.11.2007

• BOŞANMA
( Bir Yıllık Süre Şartı Gerçekleşmeden Tarafların Kabulüne Dayanarak Boşanmaya Karar Verilmesinin Usul ve Yasaya Aykırılığı )

• EŞLERİN KABULÜNE DAYANARAK BOŞANMA KARARI VERİLEMEMESİ ( Evliliğin En Az Bir Yıl Sürme Şartının Gerçekleşmediği )

• EVLİLİK BİRLİĞİNİN TEMELİNDEN SARSILMIŞ SAYILMASI
( Evlilik En Az Bir Yıl Sürmüş İse Eşlerin Birlikte Başvurması Ya da Bir Eşin Diğerinin Davasını Kabul Etmesi )

4721/m.166

ÖZET : Mahkemece, tarafların gösterdikleri delillerin toplanarak, Medeni Kanunun 166/1-2. maddesindeki şartların oluşup oluşmadığı araştırılıp sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken Medeni Kanunun 166/3. maddesinde öngörülen bir yıllık süre şartı gerçekleşmeden tarafların kabulüne dayanarak boşanmaya karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.

DAVA : Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hükmün kanun yararına bozulması Adalet Bakanlığının yazısı üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından istenilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR : Türk Medeni Kanununun 166/3. maddesi ile “Evlilik en az bir yıl sürmüş ise, eşlerin birlikte başvurması ya da bir eşin diğerinin davasını kabul etmesi halinde evlilik birliği temelinden sarsılmış sayılır” hükmü getirilmiştir.

Dosyadaki nüfus kaydından tarafların 7/8/2003 tarihinde evlendikleri ve davanın açıldığı tarihte henüz bir yıllık sürenin dolmadığı anlaşılmıştır.

Mahkemece, tarafların gösterdikleri delillerin toplanarak, Medeni Kanunun 166/1-2. maddesindeki şartların oluşup oluşmadığı araştırılıp sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken Medeni Kanunun 166/3. maddesinde öngörülen bir yıllık süre şartı gerçekleşmeden tarafların kabulüne dayanarak boşanmaya karar verilmesi usul ve yasaya aykırı bulunmuştur.

SONUÇ : Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 427/6. maddesine dayalı kanun yararına bozma isteğinin açıklanan sebeple kabulü ile hükmün sonuca etkili olmamak üzere BOZULMASINA, 07.11.2007 gününde oybirliğiyle karar verildi.

******************************************

T.C.
YARGITAY
2. HUKUK DAİRESİ
E. 2006/17188
K. 2007/6041
T. 11.4.2007

ANLAŞMALI BOŞANMA ( Hakim Tarafların ve Çocukların Menfaatlerini Gözeterek Anlaşmada Gerekli Değişiklikleri Yapabileceği )

HAKİMİN SÖZLEŞMEYE MÜDAHALESİ ( Anlaşmalı Boşanmalarda Tarafların ve Çocukların Menfaatlerini Gözeterek Anlaşmada Gerekli Değişiklikleri Yapabileceği )

SÖZLEŞMEDE DEĞİŞİKLİK ( Anlaşmalı Boşanmalarda Hakimin Yaptığı Değişiklikler Taraflarca Kabul Edilirse Türk Medeni Kanunu 166/3 Uygun Bulmazlarsa 166/1. Maddesine Göre Deliller Araştırılıp Bir Hüküm Kurulması Gereği )
4721/m.166

ÖZET : Anlaşmalı boşanmalarda hakim, tarafların ve çocukların menfaatlerini gözeterek anlaşmada gerekli değişiklikleri yapabilir. Yapılan değişiklikler taraflarca kabul edilirse, Türk Medeni Kanunu 166/3, uygun bulmazlarsa aynı Kanun’un 166/1. maddesine göre deliller araştırılıp bir hüküm kurulmalıdır.

DAVA : Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, evrak okunup, gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR : Türk Medeni Kanunu’nun 166/3. maddesine dayalı boşanma davasında hakim, tarafların ve çocukların menfaatlerini gözönünde tutarak bu anlaşmada gerekli gördüğü değişiklikleri yapabilir. Bu değişikliklerin taraflarca da kabulü halinde boşanmaya hükmolunur. Taraflarca hazırlanan protokolde belirlenen çocukla kişisel ilişki süreleri değiştirildiği halde, bu hususta tarafların onayı alınmadığı gibi, protokolde yer verilen taşınmaz mal hakkında da bir hüküm kurulmamıştır. Anlaşma protokolünde mahkemece yapılan değişiklik hakkında tarafların görüşü sorulmalı, uygun bulmaları halinde Türk Medeni Kanunu’nun 166/3. maddesi çerçevesinde; uygun bulmamaları halinde ise, taraflardan Türk Medeni Kanunu’nun 166/1. maddesine göre delilleri sorulup, bu çerçevede bir hüküm oluşturulması gerekirken yazılı olduğu şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.

SONUÇ : Temyiz olunan kararın açıklanan sebeple ( BOZULMASINA ), temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 11.04.2007 gününde oybirliğiyle karar verildi.

******************************************

T.C.
YARGITAY
2. HUKUK DAİRESİ

E. 2004/3807
K. 2004/4741
T. 14.4.2004

• BOŞANMA ( Eşlerin Aralarında Anlaşarak Düzenledikleri Protokol/Hakimin de Müdahale Etmemesi – Protokol Dışına Çıkılmak Suretiyle Hüküm Verilemeyeceği )

ANLAŞMALI BOŞANMA ( Eşlerin Aralarında Anlaşarak Düzenledikleri Protokol/Hakimin de Müdahale Etmemesi – Protokol Dışına Çıkılmak Suretiyle Hüküm Verilemeyeceği )

HAKİMİN PROTOKOL DIŞINA ÇIKARAK HÜKÜM TESİSİ ( Hakimin Protokola Müdahale Etmemesine Rağmen/Yasaya Aykırılığı – Anlaşmalı Boşanma )

4721/m. 166/3

ÖZET : Eşlerin aralarında anlaşarak düzenledikleri protokol uyarınca boşanmaya karar verilmesini istemeleri halinde ve hakimin de bu protokole müdahale etmemesi durumunda, protokol dışına çıkılmak suretiyle hüküm tesisi kanuna aykırıdır.

DAVA : Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen ve yukarıda tarih numarası gösterilen hüküm velayet ve nafaka yönünden temyiz edilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR : 1-Davacının ( koca ) temyizi üzerinden harç alınmadığı gibi temyiz defterine kaydı da bulunmadığından incelenmesine yer olmadığına,

2-Davalının ( kadın ) temyizine gelince;

a-Eşler anlaşma protokolünü mahkemeye ibraz ederek bu protokol uyarınca boşanmaya karar verilmesini istemişlerdir. Hakim protokola müdahale etmemiştir. ( TMK.166/3 md ) Gerçekleşen bu durum karşısında velayetlerin babaya verilmesi gerekirken protokol dışına çıkılarak yazılı şekilde hüküm tesisi doğru değildir.

b-Davalı kadının yoksulluk nafakası isteği bulunmamaktadır. İstek olmaksızın kadın yararına yoksulluk nafakası verilmekle kadın yararına yoksulluk nafakası yönünden hak doğmuştur. Ancak davalı kadın temyiz dilekçesinde nafakayı temyiz ettiğine göre kendi lehine doğan bu haktan feragat etmiştir. Yoksulluk nafakası yönünden de feragat sebebiyle gerekli kararın verilmesi için hükmün bozulması gerekmiştir.

SONUÇ : Temyize konu kararın 2/a-b benttinde gösterilen sebeplerle BOZULMASINA, davacının temyiz itirazlarının ise 1.bentteki nedenlerle incelenmesine yer olmadığına, temyiz peşin harcının yatıran davalıya geri verilmesine, 14.04.2004 gününde oybirliğiyle karar verildi.

******************************************

T.C.
YARGITAY
2. HUKUK DAİRESİ

E. 2005/18939
K. 2006/3200
T. 13.3.2006

BOŞANMADA YARGILAMA USULÜ ( Hakimin Bizzat Tarafları Dinleyerek İradelerinin Serbestçe Açıklandığına Kanaat Getirmesi ve Boşanmanın Mali Sonuçları İle Çocuklarının Durumu Hususunda Taraflarca Kabul Edilecek Düzenlemeyi Uygun Bulması Gereği )

EVLİLİK BİRLİĞİNİN TEMELİNDEN SARSILMASI ( En Az Bir Yıl Sürmüş Evliliklerde Evlilik Birliğinin Temelinden Sarsılmış Sayılması İçin Eşlerin Birlikte Başvurması ya da Bir Eşin Diğerinin Davasını Kabul Etmesi Gereği )

EN AZ BİR YIL SÜRMÜŞ EVLİLİK ( Evlilik Birliğinin Temelinden Sarsılmış Sayılması İçin Eşlerin Birlikte Başvurması ya da Bir Eşin Diğerinin Davasını Kabul Etmesi Gereği )

4721/m.166/3,184

ÖZET : En az bir yıl sürmüş evliliklerde evlilik birliğinin temelinden sarsılmış sayılması için eşlerin birlikte başvurması ya da bir eşin diğerinin davasını kabul etmesi gerekir.

Bu halde dahi boşanma kararı verilebilmesi için, hakimin bizzat tarafları dinleyerek iradelerinin serbestçe açıklandığına kanaat getirmesi ve boşanmanın mali sonuçları ile çocuklarının durumu hususunda taraflarca kabul edilecek düzenlemeyi uygun bulması gerekir.

Davacı ve davalı dinlenilmeksizin taraf vekillerinin beyanı ile yetinilerek eksik inceleme ile boşanma hükmü kurulması usul ve yasaya aykırıdır.

DAVA : Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hükmün kanun yararına bozulması Adalet Bakanlığının yazısı üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından istenilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR : Davacı vekili tarafından 5/10/2004 tarihinde Vahit Akın aleyhine açılan boşanma davasının, taraf vekillerinin beyanı doğrultusunda kabul edildiği ve hükmün temyiz edilmeksizin kesinleştiği anlaşılmaktadır.

4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 166/3. maddesinde, en az bir yıl sürmüş evliliklerde eşlerin birlikte başvurması ya da bir eşin diğerinin davasını kabul etmesi halinde evlilik birliğinin temelinden sarsılmış sayılabileceği öngörülmüştür. Bu halde dahi boşanma kararı verilebilmesi için, hakimin bizzat tarafları dinleyerek iradelerinin serbestçe açıklandığına kanaat getirmesi ve boşanmanın mali sonuçları ile çocuklarının durumu hususunda taraflarca kabul edilecek düzenlemeyi uygun bulması gerekmektedir. Hakim tarafların ve çocukların menfaatlerini göz önünde tutarak bu anlaşmada gerekli görüldüğü değişiklikleri yapabilir. Bu değişikliklerin kabulü halinde boşanmaya hükmolunur.

Taraflar hazır bulunup, bizzat anlaştıklarını açıklamaz veya hakim, tarafların anlaşmalarını uygun bulmaz ise, taraflardan delilleri sorulup toplanması sonucunda evlilik birliğinin temelinden sarsılmış olup olmadığının Medeni Kanunun 184. maddesi çerçevesinde takdiri gerekirken, davacı ve davalı dinlenilmeksizin taraf vekillerinin beyanı ile yetinilerek eksik inceleme ile boşanma hükmü kurulmuş olması usul ve yasaya aykırıdır.

SONUÇ : Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 427/6. maddesine dayalı kanun yararına bozma isteğinin açıklanan sebeple kabulü ile hükmün sonuca etkili olmamak üzere BOZULMASINA, 13.03.2006 gününde oybirliğiyle karar verildi.

******************************************

T.C.
YARGITAY
2. HUKUK DAİRESİ

E. 2006/6904
K. 2006/14059
T. 16.10.2006

BOŞANMA DAVASI ( 4721 Sayılı TMK’nun 166/3. Maddesine Göre Evlilik En Az Bir Yıl Sürmüş İse Eşlerin Birlikte Başvurması ya da Bir Eşin Diğerinin Davasını Kabul Etmesi Halinde Evlilik Birliği Temelinden Sarsılmış Sayıldığı )

EVLİLİK BİRLİĞİNİN TEMELİNDEN SARSILMASI ( Evlilik En Az Bir Yıl Sürmüş İse Eşlerin Birlikte Başvurması ya da Bir Eşin Diğerinin Davasını Kabul Etmesi Halinde )

EVLİLİKTE BİR YIL GEÇMEDEN BOŞANMA DAVASI AÇILMASI ( Boşanma Davasının Bir Yıllık Süre Dolmadan Açıldığı Anlaşıldığından Tarafların Göstereceği Deliller Toplanarak Şartların Oluşup Oluşmadığı Araştırılarak Karar Verilmesi Gereği )

4721/m.166

ÖZET : 4721 sayılı Türk Medeni Kanunun 166/3. maddesine göre, evlilik en az bir yıl sürmüş ise, eşlerin birlikte başvurması ya da bir eşin diğerinin davasını kabul etmesi halinde evlilik birliği temelinden sarsılmış sayılır.

Olayda, boşanma davasının bir yıllık süre dolmadan açıldığı anlaşıldığından tarafların göstereceği deliller toplanarak 4721 sayılı TMK’nın 166. maddesinin 1. ve 2. fıkrasında öngörülen şartların oluşup oluşmadığı araştırılarak karar verilmesi gerekir.

DAVA : Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hükmün kanun yararına bozulması Adalet Bakanlığının yazısı üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından istenilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR : Davacı Selçuk Okumuş’un 10/9/2003 tarihinde davalı Marina Okumuş aleyhine açtığı boşanma davasının, tarafların boşanma konusunda anlaştıklarına dair beyanları doğrultusunda kabul edildiği ve hükmün temyiz edilmeksizin kesinleştiği anlaşılmaktadır.

Türk Medeni Kanununun 166/3 maddesi ile “Evlilik en az bir yıl sürmüş ise, eşlerin birlikte başvurması ya da bir eşin diğerinin davasını kabul etmesi halinde evlilik birliği temelinden sarsılmış sayılır” hükmü getirilmiştir.

Dosyadaki nüfus kaydından tarafların 30/10/2002 tarihinde evlendikleri ve davanın açıldığı tarihte henüz bir yıllık sürenin dolmadığı anlaşılmıştır.

Mahkemece, tarafların gösterdikleri delillerin toplanarak, Medeni Kanunun l66/1-2. maddesindeki şartların oluşup oluşmadığı araştırılıp sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, Medeni Kanunun 166/3. maddesinde öngörülen bir yıllık süre şartı gerçekleşmeden tarafların kabulüne dayanarak boşanmaya karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.

SONUÇ : Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 427/6. maddesine dayalı kanun yararına bozma isteğinin açıklanan sebeple kabulü ile hükmün sonuca etkili olmamak üzere BOZULMASINA, 16.10.2006 gününde oybirliğiyle karar verildi.

BU YAZILARA DA GÖZ ATABİLİRSİNİZ

1 Yorum

Sukru akkavuk 23 Ekim 2016 - 16:05

Ben anlaşmalı voşandım protokol yaptık protokolde eşim nafaka ve tazminat hakkımdan feragat ettim diyordu mal paylaşımı ve takılar konusundada anlaştığımız her şey protokolde yazıyordu çocuğumuz yoktu hakim karşısına çıktık hakim hakim her ikimizede sordu bir alacağınız varmı diye ikimizde yok dedik boşanmaya karar verildi sonra eşim (davalı)tarafından ben zorla anlaşmalı boşanmaya zorlandım bana para vericekti söz verdi diye temyize gitti ne gibi bi sonuç çıkar yargıtay böyle bi delil olmadan sunulan gerekçe ile davayı bozarmı

Cevapla

Yorumunuzu Bekliyoruz !