Logo Background

Flört mü Görücü Usulü mü?

  • Yazar: Psikolog Beyhan Budak 6 Comments6 Yorum Comments
    Son Güncelleme: 08 Haziran 2010

    Evleneceğimiz kişini seçimini kim yapmaktadır? Bu seçimi kendimiz mi yapıyoruz yoksa aileler, arkadaşlar ya da akrabalar mı yapıyor? Bu sorunun cevabına göre evlilik biçimini ayırt edebiliriz. Eğer kişi seçimin kendi yapıyorsa ve evlilik öncesinde bir flört dönemi yaşanıyorsa anlaşmalı evlilik, bu seçimi aileler, akrabalar veya arkadaşlar yapıyorsa bu evliliğe görücü usulü evlilik diyebiliriz.

    Flört ve görücü usulü evliliklerde en bariz fark görücü usulünde çiftlerin bir başkası aracılığıyla tanışması ve bu tanışmanın ana amacının evlilik olmasıdır. Diğer bir deyişle, kişiler ilk görüşmeden itibaren birbirlerini evlilik amaçlı tanımaya çalışmakta, karşısındakinin nasıl bir eş olacağını ve hayatını onunla devam ettirmek isteyip istemediğini kendine sormaktadır. Anlaşarak gerçekleşen evliliklerde ise, kişiler birbirlerini okul, iş, arkadaş ortamı gibi yerlerde bulmakta, bazen sadece arkadaşlık amaçlı, bazen de ilk görüşte bir beğeniyle ilişki başlatmakta ve bunun devamında evlilik fikri ortaya çıkmaktadır.

    Geçmişte ve kırsal kesimde daha sık rastlanılan bir eş seçimi yöntemi olan görücü usulünde görücü grubu, kızları bulunan evleri ziyaret edip bir ön bilgi edinirler, kızlarla ilgili bilgiler toplanır.Genellikle hamaratlık, temizlik, güzellik, saygı, ailenin geçmişinin iyi olması ve sosyo-ekonomik düzey gibi özellikler ışığında gelin adayı ya da adayları belirlenmektedir.Bunu takiben elde edilen bilgiler oğullarına uygun bir eş ve kendilerine iyi bir gelin arayan ailelere bildirilir.Erkek tarafı uygun bir zamanda kız tarafına ziyaret arzusunu dile getirir ve gençlerin birbirini bulması ve tanışması bu şekilde sağlanır.

    Günümüzde ve şehir kültüründe görücü usulü evlilikler hala yaygınlığını korumaktadır.Fakat yukarıda bahsedildiği gibi değil günümüzün şartlarına uyum sağlayıp modernize bir şekilde devam etmektedir.Ülkemizde bugün, geleneksel görücü usulü, artık evlenecek çiftleri ailelerin tanıştırdığı fakat evlilik kararının, belirli bir süre görüşüp birbirini tanıma olasılığı bulan gençlere bırakıldığı, yeni ve daha geniş bir anlam içermektedir.Günümüz evliliklerinde direk görücü usulü demek yerine modern görücü usulü kavramını kullanmak daha uygun olacaktır.

    Ülkemizde sık sık dile getirilen bir durum mevcuttur.Bu; görücü usulü evliliklerin anlaşarak ve flört yoluyla evliliklerden daha uzun sürdüğü ve kalıcı olduğudur.Fakat ülkemizde ve diğer ülkelerde yapılan bilimsel çalışmalara göre; görücü usulü ve flört evliliklerinin evlilik doyumlarında anlamlı bir fark olmadığı gözlenmiştir.

    Evlilik süresinin uzunluğunun değerlendirilmesine gelince, görücü usulü evliliklerin daha uzun sürdüğü iddia edilebilir. Bu konuda şöyle bir çıkarım yapmak mümkün olabilir,eğer görücü usulü evliliklerin yoğun olarak daha alt sosyo-ekonomik seviyede gerçekleştiği düşünülürse, ekonomik özgürlük anlamında alt sosyo-ekonomik gruba mensup kadınların daha kısıtlı imkanlara sahi olması nedeniyle boşanmayı tercih etmediğidir.

    Bu konuda yapılan çalışmaların bir kısmı, görücü usulü evliliklerin daha başarılı olduğunu bir kısmı ise flört evliliklerin daha başarılı olduğunu göstermektedir.Bizim bu sonuçlardan çıkarabileceğimiz sonuç, ikisi arasında evlilik uyumu açısında ciddi farklar olmadığı yönündedir.

    Bu yazıyı beğendiyseniz, lütfen yandaki butona tıklayınız --->
    Psikolog,Çankaya Psikolog,Ümitköy Psikolog,Ankarada Psikolog
  1. #1 azize
    04 Eylül 2010 am30 17:18

    ben ne yapacağımı bilemiyorum çıkmazdayım neolur bana yardım edin:(:(

    Cevap VerCevap Ver
  2. #2 admin
    12 Eylül 2010 am30 09:15

    Azize hanım, sorunlarınızdan biraz daha somut olarak bahsederseniz yardımcı olabiliriz.

    Cevap VerCevap Ver
  3. #3 Meri
    24 Ekim 2010 am30 19:50

    Beyhan bey,
    Eski topraklar insan sarrafı olduklarından kimi kime yakıştırsalar anlaşacaklarını bilerek yakıştırırlarmış dolayısıyla da evlilikler uzun sürermiş; ömürlük olurmuş. Flörtte de insanlar birbirlerini tanımaya çalıştıklarından anlaşamadıkları noktada bağrına taşı basıp iki ağlayıp sızlamayı kabullenirler; ama hayatları için doğru kararı bir şekilde vermiş olurlardı.(tabi bunların da istisnası var elbetteki) Ama takdir edersiniz ki artık ne flört ne de görücü usulü kaldı. İnsanlar artık facebookta fotoğraftan seçmece yapabildiği gibi evlendirme programlarında paravan arkasından ses tonuyla ya da görünce anlattığı mal varlığıyla hayat arkadaşını 5-10 dakikalık bilemediniz bir çay içimlik görüşme sonunda seçer oldu.
    Değil ki kızların 18 yaşını doldurunca amacı okuyup kendi ayakalrının üstünde durmak değil evlenip koluna bilezik kucağına çocuk almak oldu. Hazır ve yüklü paralar tatlı geldiğinden kendilerince hayatları renklenecek umuduyla kriterleri bu oldu; ama akabinde dayaklar da yüzlerini ve yüreklerini renklendirir oldu. Erkeklerin kriterleri öncelikle göze hoş gelme olunca da kendinden uç noktadaki seçimler bile kendinden üstün gelmeye başladı.
    İnsanlar ” Ertesi sabah ben bu adam/kadın ile uyanmak istiyor muyum?”; “Gerçekten her anlamda mutlu olup onu da mutlu edebilir miyim?”; ” Ben onu taşıyabilir miyim; o beni taşıyabilir mi?” sorularını kendilerine sormak yerine tapudaki sicillerle, emekli sandığındaki kayıtla ilgilenip karar verdikleri için aile mahkemelrinin günlük listelerinde “boşanma” davalarının sayısı her geçen gün artıyor. Tanımadan cüzdandaki paranın, yüzdeki boyanın rengine göre verilen kararlar da ne huzur ne mutluluk getiriyor haliyle.

    Cevap VerCevap Ver
  4. #4 Psikolog Beyhan BUDAK
    24 Ekim 2010 am30 20:04

    Artık, görücü usulü ve flört usulü evliliklerin yanında, yeni bir evlenme biçimi olarak internet usulü ya da facebook usulü evliliklerden bahsedebiliriz.Dediğiniz gibi, evlilik için aranılan şartlar da, evlilik öncesi hazırlıklar da artık çok yetersiz olduğu için insanlar birbirlerini tanımıyor ve evlenince çok çabuk hayal kırıklığı yaşıyorlar.
    Evlilik için sadece beğenme ve hoşlanmanın yetmeyeceği, evliliklerin aynı zamanda ailelerin de evlenmesi anlamına geldiği bu sebeple aile, sosyal, kültürel ve ekonomik durumların da bir nebze benzer olmasının gerektiği göz ardı edildiği için evliliklerde başarı oranı gitgide düşüyor.
    Bu güzel yorumunuz için size teşekkür ediyorum.

    Cevap VerCevap Ver
  5. #5 meri
    26 Ekim 2010 am30 10:33

    Ne kadar doğru söylediniz Beyhan Bey, “aynı zamanda ailelerin evlenmesi.” Her ne kadar nişanlılıkta ve ilerleyen aşamada evlilik arifesinde yaşanan gerginlikle bireyler kaba söylemle “aman sanki ailesinimi koynuma alıcam; evlerimiz ayrı” diyerek kendilerini telkin etmeye çalışsalar da böyle bir gerçek var; ailesiyle de evleniyorsunuz.
    Ama bana göre aileyle yapılan bu evlenme hiç konuşmadan gizli bir anlaşma yaratmayla olmalı. Eşimin ailesi de evet benim annem-babam olacak ama takdir edersiniz ki bu bağ kan bağı değil ve kendi anneme ve babama davrandığım gibi davrandığım sürece ben yeri gelir haddini bilmez yeri gelir sorumsuz yeri gelir ukala olurum. Dolayısıyla da sorunlar baş gösterir. Hani şu klasik gelin-kaynana muhabbetleri başlar. Ben arada yaptığım bir gizli anlaşmayla bir sınır çizersem ilişkime ve sevgimden önce saygım gelirse sağlıklı bir ilişki kurulacağı kanaatindeyim. Çünkü bir parça mesafe olması gerekiyor karşı tarafla. Bu uzaklık yaşatacak değil aksine dozu iyi ayarlandığında sevgiyi oluşturacak bir mesafe. Sevgiyi oluşturacak demem de şundan: ben evladını evlendiren ailelerin direkt gelinini/damadını sevdiğini düşünmüyorum çünkü bir yerde onların gözbebeğini bir gün biri gelip ellerinden alıyor; kendilerinden fazla kimseyi sevemeyeğini düşünen ailenin biricik evladı gönlünü birine kaptırıyor ve yuvadan uçuyor. Ee bu da kabul edilir bir şey değil, alışmak zor bu duruma; yeni aile ferdini sevmek daha zor bu noktada :)
    Mesela evlendirmek yerine “aileye katma” diye nitelendirdiğim bir evlenme de var. Nasıl oluyor derseniz:
    Ben Karadeniz kızıyım ama Ege’de büyüdüm ve burada da birçok yerde yaşama şansım oldu. Ege’de gözlemlediğim kadarıyla-tabiki hepsi değil ama genelinde- aileler evlendirdikleri kızlarına/oğullarına “güle güle”; evlatlar da ailelerine “hoşçakal” demeyi bilmiyorlar. İki tarafta yeni bir “aile” kurulduğunu kabul etmek istemiyor. Aileler evlendirdikten sonra yeni yolda eşiyle ilerlemesi yerine bizim ilerlediğimiz yola gelin/damat da katıldı tavrındalar; yani aileye katma :) Hakimiyet sağlayıp, ellerini evlatlarının üzerinden çekemiyorlar. Akşam yemekte soğan ekmek de yeseler bir aile olarak yaşamayı öğrenmelerini sağlamak yerine tencereyle yemeği kaptıkları gibi her akşamı hep beraber geçireceklerini; gene aşın da paranın da ailesel sorunların paylaşılacağı zihniyetindeler. Dolayısıyla ailenin eli hala üstünde olan evlat ne bir aile olmayı ne de kendi ailesi için mücadele etmeyi öğrenemiyor; yaşanan en ufacık şeyde ailelerde olaya dahil oluyor. Bu da ailelerin yıpranmasını ve sorumluluğunu arttırırken evlatların da sömürü duygusunun haddinden fazla gelişmesine neden oluyor.
    Bunlar benim düşünce ve gözlemlerim tabi:)
    Bu arada ben çok teşekkür ederim tesadüf olarak bulduğum sitenizden evlilik ve aile olmayla ilgili bilgime bilgi katıp; bilgilerinizi, olumlu-olumsuz yaşanmışlıkları hayatıma örnek teşkil edecek ve ders çıkaracak şekilde sömürmekteyim:)

    Cevap VerCevap Ver
  6. #6 ferit
    28 Kasım 2011 am30 22:20

    Bu gün bir aradaşımın ailesinin tavsiye etiği bir kızla görüşmeye gittim. Çok övmüşlerdi kızı ama sonuç fiyasko. Beklediğim gibi çıkmadı. hoşlanmadım. Çok berbat bir duygu. eve gitmişsin, kız karşına geçmiş. aileler orda. beğenmediğini söylemek okadar zorki. Karşındaki insanın beğenilmemesi onda nasıl bir etki bırakır diye düşünüyorsun. Sen aracıya, aracı kızın ailesine karşı mahçup oluyor. Görücü usulüyle evlenmek isteyen arkadaşlara tavsiyem, adayı iş resmiyet kazanmadan mutlaka görün. ondan sonra görücüye gidin. Güzellik göreceli bir kavram başkasına güzel gelen sana itici gelebilir. başkalarının telkiniyle olaya girmeyin. beğendiğiniz kişide sizi beğenmezse kötü olur ama en azından kendiniz için üzülürsünüz.

    Cevap VerCevap Ver
Yorum Bırakın